ANA SAYFA | NE NLP | NEREDE NLP | TÜRKİYE NLP UZMANLARI | NLP LİNKLERİ | NLP HABERLERİ
Kitap Önerileri
Basından Seçmeler
TV'den Seçmeler
Hayata Yön Veren Hikayeler
NLP Haber
NLP Soru-Cevap
NLP Soru-Cevap

İnsan düşündüğü kadar güçlü inandığı kadar değerlidir.
NLP DAP
Mustafa Kılınç'ın Eserleri
Kitaplar
İlk Kar
|| Sayfayı Paylaş ||

Croisette gezi yeri, masmavi kıyı boyunca uzanıyordu. İlerde sağda, Esterel dağı denizin içine kadar uzanıyor ve sivri tepeleri ufku kapatarak manzarayı engelliyordu.

Sol yanda ise, çam ormanlarıyla kaplı Sainte-Marguerite ve Saint-Honorat adaları görünüyordu.

Beyaz villalar yığını, Cannes'ı çepeçevre saran yüksek dağlar ve geniş körfez boyunca güneşin altında uyukluyordu sanki. Dağların tepesinden eteklerine kadar oraya buraya serpiştirilmiş evler, koyu yeşillikler arasında kar taneleri gibi beyaz lekeler halinde ta uzaklardan görülüyordu.

Denize en yakın konumda bulunan evlerin demir parlaklıkları, sakin dalgaların sürekli olarak yıkadığı geniş gezi yerine bakıyordu. Hava yumuşak ve güzeldi. Ilık bir kış günüydü. Bahçelerde limon ve portakal ağaçları vardı. Hanımlar ağır adımlarla dolaşıyorlar ve yanlarındaki erkeklerle konuşuyorlar, çocuklar da çember çeviriyordu.

Genç bir kadın, kapısı Croisette'e açılan küçük ve sevimli evinden çıktı. Bir ara durdu ve yoldan geçenleri seyretti. Sonra yorgun bir yürüyüşle denizin karşısındaki boş bir bankın önüne geldi. Yirmi adımlık yolu yürümekten bitkin, soluk soluğa banka oturdu. Solgun çehresi, ölü yüzünü andırıyordu. Öksürmeye başladı ve kendisini bitirip tüketen bu sarsıntıları durdurmak istercesine eliyle ağzını kapattı.

Güneş ışınları ve uçuşan kırlangıçlarla dolu gökyüzüne, uzaktaki Esterel dağının yüksek tepelerine ve hemen yakınındaki sakin ve masmavi denize baktı.

Gülümsedi ve "Ne kadar mutluyum!" diye mırıldandı kendi kendine.

Gerçi yakında öleceğini, ilkbaharı bir daha hiç göremeyeceğini, önünden geçip giden bu insanların bir yıl sonra biraz daha büyümüş çocuklarıyla birlikte, yürekleri mutluluk ve umut dolu olarak yine burada gezineceklerini, temiz ve serin havayı ciğerlerine dolduracaklarını biliyordu. Oysa bir yıl sonra kendi cansız bedeni, meşeden yapılmış bir tabutta çürümüş olacak ve kendine kefen olarak seçtiği ipek elbisenin içinde içinde yalnızca kemikleri kalacaktı.

Burada olmayacaktı. Oysa hayat başka insanlar için devam edecekti. Kendisi için artık her şey sonsuza dek bitmiş olacaktı. Artık bu dünyada olmayacaktı. Gülümsedi ve hasta ciğerlerinin bütün gücüyle, bahçelerden gelen güzel kokulu, temiz havayı içine çekti.

Ve düşünmeye başladı.

Her şeyi hatırlıyordu. Dört yıl önce, kendisini Normandiyalı bir soyluyla evlendirmişlerdi. Evlendiği adam, güçlü, sakallı, geniş omuzlu, dar kafalı ve neşeli mizaçlı biriydi. Parasal birtakım nedenlerle evlendirmişlerdi onu. Kendisine kalsa, bu evliliğe "Hayır" derdi. Ama anne ve babasını kızdırmamak için, evlenirken hafif bir baş hareketiyle "Evet" demişti. Paris'te büyümüş, yaşamaktan mutluluk duyan, neşeli bir insandı. 

Kocası, evlendikten sonra onu Normandiya'daki şatosuna götürdü. Şato, yaşlı ağaçlarla çevrili, çok geniş, taştan bir yapıydı. Karşısında büyük bir çam ormanı vardı. Sağ tarafta, çamların arasındaki açıklıktan, uzaktaki çiftliklere kadar uzanan çıplak ova görünüyordu. Şatonun önünden geçen kestirme bir yol, üç kilometre ötedeki anayola bağlanıyordu.

Her şeyi, buraya gelişini, yeni evinde geçirdiği ilk günü ve şatoda her şeyden uzak tecrit edilmiş hayatını hatırlıyordu.

Şatonun önünde arabadan indiğinde, eski binaya bakmış ve gülerek, "Pek neşeli bir havası yok!" demişti.

Kocası gülmeye başlamış ve "Kulak asma, alışırsın! Ben burada hiç sıkılmam" diye cevap vermişti.

O gün, zamanlarını öpüşüp koklaşmakla geçirmişler ve gün hiç de uzun gelmemişti kendisine. Ertesi gün yeniden başlamışlar ve bütün hafta böyle öpüşüp koklaşmakla geçmişti.

Sonra şatoya çekiş-düzen vermeye başladı. Bu iş, bir ay sürdü. Günler anlamsız fakat zaman alan birtakım uğraşlarla birbiri ardına geçip gidiyordu. Küçük şeylerin hayatta ne denli değerli ve önemli olduğunu öğrenmeye başlamıştı. Mevsime göre yumurta fiyatlarının birkaç santim daha ucuz veya pahalı olmasıyla ilgilenebileceğini öğrenmişti artık.

Yaz gelmişti. Tarlalara gidiyor ve ekinlerin biçilmesini seyrediyordu. Güneşin iç açıcılığı yüreğini sevinçle dolduruyordu.

Sonbahar geldi. Kocası, ava çıkmaya başlamıştı. Médor ve Mirza adlı iki köpeğiyle sabah erkenden çıkıp gidiyordu. O zaman yalnız başına kalıyor, fakat Henry'nin yokluğu onu üzmüyordu. Kocasını seviyor fakat onu özlemiyordu. Kocası eve döndüğünde ondan daha çok köpeklerle meşgul oluyordu. Her akşam bir ana şefkatiyle köpeklerin bakımını yapıyor, onları okşuyor ve aklına gelen bir sürü sevimli adlarla onları çağırıyor ve bu adlardan herhangi biriyle kocasına seslenmek aklının köşesinden bile geçmiyordu.

Kocası ise, hiç sektirmeden avın nasıl geçtiğini anlatıyordu. Kekliklere nerede rastladığını söylüyor, oralarda nasıl olup da tavşan bulunmamasından duyduğu hayreti dile getiriyor ve avladığı hayvanlara arkadaşlarının nasıl sahip çıktığını anlatıyordu.

O ise, aklı başka şeylerde, kocasının söylediklerini dinliyor ve arada sırada kaçamak yanıtlar veriyordu.

Nihayet, o soğuk ve yağmurlu Normandiya kışı gelip çattı. Bitmez tükenmez sağanak yağmur, şatonun göğe bir bıçak gibi yükselen köşeli damını dövüyordu. Yollar adeta çamurdan bir nehre, kırlar da çamurdan bir ovaya dönüşmüştü; yağmurun gürültüsünden başka hiçbir ses duyulmuyor ve bir bulut halinde tarlalara inip tekrar havalanan kargaların döne döne uçuşundan başka bir hareket görülmüyordu.

Öğleden sonra saat 04.00'e doğru, bu siyah kuş ordusu gelip şatonun sol yanındaki kayın ağaçlarının dallarına tünüyor ve kulakları sağır edici seslerle ötüyordu. Yaklaşık bir saat boyunca bir ağacın tepesinden diğerine uçuşuyor, birbirleriyle kavga eder gibi görünüyor, gaklıyorlar ve külrengine çalan dallara kapkara bir hareket veriyorlardı.

Kuş uçmaz kervan geçmez topraklar üzerine çöken karanlığın verdiği bir hüzünle, yüreği darala darala her akşam kargaları seyrediyordu.

Sonra lambanın getirilmesi için çanı çalıyor ve ateşin yanına yaklaşıyordu. Ateşe bir yığın odun atmasına rağmen, her tarafı nemle kaplı büyük odaları bir türlü ısıtamıyordu. Gün boyu salonda, odasında, yemek odasında, her yerde üşüyordu. Soğuk, iliklerine kadar işliyordu. Kocası ise, bütün gün avlandığı ya da toprak işlerine baktığı için yalnızca akşam yemeğine eve dönüyordu.

Neşeli bir şekilde, her tarafı çamur içinde geliyor ve "Ne berbat hava!" diye söyleniyor; bazen de "Şöyle bir ateşin olması ne güzel!" gevezelik ediyordu.

Pek nadir olarak da, "Bugün ne yaptın, iyi misin?" diye karısının hatırını soruyordu.

Kendi sağlığı yerinde, mutlu ve isteksizdi; bu basit, sağlıklı ve sakin hayattan başka bir şeyi düşlemiyordu.

Aralık ayına doğru kar yağmaya başlayınca, sanki yüzyıllardan beri soğuyan eski şatonun buz gibi havasından öylesine acı çekmeye başlamıştı ki, bir akşam kocasına:

- Kuzum, dedi, buraya bir kalorifer tesisatı döşetsen iyi olur. Duvarların nemini alır. İnan bana, sabahtan akşama kadar üşümem bir türlü geçmek bilmiyor.

Henry, ilk önce, şatoya kalorifer tesisatı kurdurmak gibi ipe sapa gelmez bu fikir karşısında şaşırıp kaldı. Köpeklerini öldürüp altın sofra takımları içinde masaya getirseler, bu ona daha doğal gelirdi. Bütün gücüyle katıla katıla gülmeye başladı. Kahkahalarının arasında da, "Buraya kalorifer mi? Ha, ha, ha ne komik!" diye tekrarlayıp duruyordu.

O ise, ısrar ediyordu:

- İnan ki insan burada donuyor. Sen buru fark edemezsin, çünkü devamlı hareket halindesin, ama ben donuyorum.

Kocası, alay ederek cevap verdi:

- Boş ver! Alışırsın. Hem soğuk, sağlık için çok yararlıdır. Eskisinden daha sağlıklı olursun. Biz Parisli değiliz ki, kaloriferli yerlerde yaşayalım! Üstelik çok yakında bahar gelecek.

Ocak ayına doğru büyük bir felaketle karşılaştı. Anne ve babası, bir araba kazasında ölmüştü. Cenaze töreni için Paris'e gitti. Kazadan sonra altı ay kadar kafasını hep bu acı meşgul etti.

İlkbaharın o tatlı günleri geçtikten sonra, sonbahara kadar büyük bir bitkinlik için


Editör Köşesi kategorisindeki diğer başlıklar
AVUCUNUZDAKİ KELEBEK
BİR KADIN NE İSTER?
AKREP
Anahtar
Tohum
Kahve Taneleri
Kardelen ve Hercai
Uzaklaşan Kalpler
Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız Mı?
Balonlar
Gemi
KADINLAR NE İSTERLER?
Ayrılık Vakti
ZAFER
KAYIP AT
Aldatmanın Avuntusu
Denemeye Değer
TABLO
HAYAT
Bırakabilmek
KELİMELERİN GÜCÜ
EĞER
FARKLI DÜŞÜNMEK
FARKLI DÜŞÜNMEK
ÖNCE SEN DEĞİŞ SONRA DÜNYAYI DEĞİŞTİR
HAYATA OLUMLU BAK MUTLU OL…
MUTLULUK
AVCININ HİLESİ
BEN BİR HİÇİM
Özgüvenin Olağanüstü Doğası:
Yumruğunu Çöz, Özgür Ol!
Yeniden Başlamak
ZAMAN ÇİZGİNİZ İLE İLİŞKİNİZ
MOTİVASYON
ÖNYARGI
DÜNYANIN EN MUTLU İNSANI
Kelebeğin Bir Günlük Ömrü...
Ya Hep Ya Da Hiç
Affın Erdemi
Dostluk Hikayesi
Başarmak için koşmak yetmez
Marangozun Pişmanlığı
Daha Fazlasını Yapacağım
Yaşam Enerjisini Verin
Hiçbir Zaman Geç Kalmış Sayılmazsınız
İstediğini Görebilmek
Deneyim
Affetmek Ruhunuzu Rahatlatır
Bir Mahkeme Salonu Düşünün…
Daha Fazlasını Yapacaksın
Hedefler Nasıl Gerçekleşir
Hayatın Anlamını Mı Arıyorsun?
SEÇİMİNİ YAP HARİKA BİR HAYAT YAŞA
Sen Değişirsen Dünya da Değişir
KİM KAZANACAK
ZAFER
DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ HER ŞEYE İNANMAYI BIRAKIN
TOPU KUTSAL KÂSENİN DIŞINA ATMAK
Gerçek Değer
Gerçek Değer
Sorunlar, önemli kadın
STRES DUYGUSUNDAN KURTULMANIN ‘20 ETKİN YÖNTEMİ’
EMPATİ ve NLP
Dünyayı Düzeltmek İçin
Gözlerle İletişim
Lokman
Bir Şey Fırlatmazsanız Kimseyi Vuramazsınız
Hedefler Nasıl Gerçekleşir
Hedefler Nasıl Gerçekleşir
Kör Dilenci
Bilinçaltının Gücü Adına
Kambur
Kırlangıcın Aşkı
Bir Yumurta İki Bilgi
Çalışmak
Vizyonun Gizli Güçleri
Kurabiye
Yılbaşı Çamının Hikayesi
Sen Mükemmelsin
Vizyonun Gizli Güçleri
Stres Kaçınılmazdır
Hayatı Yaşamanın İki Yolu Vardır
Öğretmen
GÜÇ KAZANMAK İÇİN SAHİP OLMANIZ GEREKENLER
İnançları Değiştirmenin En Kolay Yolu
Başkalarını Mutlu Etmeye Odaklanmak
Kadın ve erkeğin kalbi farklı yaşlanıyor
Korkuya Doğru Bir Yolculuk
Özgürlük Nedir?
Bir Yudum Sevgi
En İyi Yolu Seçmek
Bana Gözyaşı Borcun Var
Büyüyünce Ne Olacağım?
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
Etkili Konuşmanın ‘7’ İlkesi
Cahillik ve Bilgelik Ateşi
Gizemli El
Karar Vermeyi Motive Etmenin Yolları
Aşırı Fedakârlık
Beden Dili
Sihir Değil Yaşanan
Anlayalım
Armağan Almak
Beynin Algı Mekanizması
KEŞKE AMA, YAPICAM, İYİKİ YAPTIM
Derviş ve Tilki
Ayrılık Vakti
Yüksek Enerji Kullanımı Geribildirim Sanatı
Ya Hep Ya Da Hiç
Gerçek Amaçlar
Hedefin Varsa Varsın!
İKNADA ÜÇ İLKE
Deniz Bitti
Neyi Dinliyorsak, Onu İşitiyoruz
Beynin Algılama ve Çalışma Prensibi
Güçle Nasıl Başa Çıkarsınız?
Başarmak / Kazanmak İster Misiniz?
Yaşam Nedir?
Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız Mı?
Memleketin Mâliki
Tembel Yönetici
Mutlu Olmayı Tercih Et Denemeye Değer
Uzaklaşan Kalpler
Bana Gözyaşı Borcun Var
Yaşam ve Kahve Fincanı
Saray Yolundaki Taş
Martıların Hikayesi
Geleceğini Biliyordum…
Dünyayı Düzeltmek İçin
Başkalarını Mutlu Etmeye Odaklanmak
Yaşamın Değerini Bilin...
Kırlangıcın Aşkı
İki Köle
Niyetinizi Eyleme Geçirin
Bir Kelebeğin Yaşam Öyküsü
İki Bardak Su
İçimizdeki Sihir
Huzur
Bir Mahkeme Salonu Düşünün…
Mükemmel Olmak
Ateş Dünyadan Gidiyor
Sevgi Odaklı Olmak
Kıskanmak Doğuştan Gelen Bir Duygu Mudur?
Müsait Olduğunda Beni Sever misin Anne?
Beyin Fırtınası
Melek Kanadı
İlk Kar
Anını Yaşa
Suyun Kulağı Var
Gül Yaprağı Olmak
Hedefler Nasıl Gerçekleşir
Pişmanlık
Tarzınızı Bilin
Leonardo ve Son Akşam Yemeği
Eller
Affın Erdemi
Tavsiyeler
Kadın - Erkek İlişkisinde İkna Etmenin Gizli Gücü
Babacığım
Gizli Güç
Anneler Günü
Kuyumcu
İki Farklı Kişilik miyiz?
Zamanın Değeri
Bir Kelime Bir Duygu
Özgür Ruhlu Davranış Kalıbına Sahip Kişiler
Acele Etmek
İtibar Ve Karakter
Değişimin Sağlam Dayanakları
İsteyin, İnanın, Elde Edin
Yüksekliğini Değiştir
Mükemmel Olmak
Başkalarını Mutlu Etmeye Odaklanmak
Hero İle Leandros
İhtiyar Adam Ve Atı
Kadınlar ve Aynalar
Mutlu Olmayı Tercih Et Denemeye Değer
Mevlana'dan Ayının Dostluğu
Yaşamda Üç Soru
Baloncu
Bin Aynalı Tapınak
‘Aşk’ Başlı Başına Bir Dünya
Mevlana Oğluna Der Ki
Hayali Seyahat
Doğru Dili Kullanmak
Sorumluluk
Eğer
'Armağan Alma' Sevgi Dili
Kuma Yazmak Hikayesi
Meditasyon
Farklı Düşünmek
Kalem Ve Kağıdın Büyülü Aşkı
Hayatın Anlamını Mı Arıyorsun?
Gülümse
Hiçbir Şey Tesadüf Değildir
Kişilik Dersi
Hayal Gücü ve Başarı
Ayrılık Vakti
Sen Değişirsen Dünya Da Değişir
Nasıl Düşünürsen Öyle Olacak Emin Olabilirsin
Beni Hiç Aldattaın Mı?
Anlayalım
Kadın ve Erkekte Sevgi
Her Şey Bende Biter
Dünyanın En Cömert Bankası
Doğru Dili Kullanmak
Gerçek Değer
Avucunuzdaki Kelebek
Padişahın Elbisesi
O Yangına Şükürler Olsun
Gül Yaprağı Gibi Yaşamak
Seçme Şansımız
Anneler Günü
Bahçeye Dikilen Fidan Ve Evlilik
İstediğini Görebilmek
Kabak Ağacı
Sevgiyi Anlayabilen Zaman
Kadınlar Ne İsterler?
NLP HABER
Web Tasarım Web Tasarım Web Tasarım Web Tasarım
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka sitelere, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. © 2010 - Tüm soru ve önerileriniz için info@nlphaber.com
Web Tasarım