DEĞİŞİMİN BİTMEDİĞİ YERDE NSP BAŞLADI
Mustafa Kılınç Markasının Gizemi
NLP Haber | Özel Röportaj
Bazı insanlar bir yöntemi öğrenir.
Bazıları o yöntemde ustalaşır.
Çok az insan ise yıllarca yaptığı işi bir gün karşısına alıp şu soruyu sorabilecek cesareti gösterir:
“Ya bildiklerimiz yetmiyorsa?”
Mustafa Kılınç’ın Nöro Somatik Programlama yolculuğunu anlamak için belki de önce NSP’yi değil, bu soruyu anlamak gerekiyor.
Çünkü onun hikâyesi, bildiklerini çoğaltan bir eğitimcinin değil; yıllarca bildiklerinin arasındaki eksik parçayı arayan bir insanın hikâyesi.
NLP Haber olarak bu kez Mustafa Kılınç ile teknikleri değil, tekniklerden önce gelen şeyi; insanı, değişimi, NSP’nin doğuşunu ve Mustafa Kılınç markasının görünmeyen tarafını konuştuk.
⸻
NLP HABER: Mustafa Bey, doğrudan soralım. Dünyada onlarca değişim yaklaşımı varken neden NSP?
Mustafa Kılınç:
Çünkü bir gün kendime çok rahatsız edici bir soru sordum:
İnsan neden bildiği halde değişemiyor?
İnsan ne yapması gerektiğini biliyor.
Zarar gördüğü ilişkiyi biliyor.
Kendisini sabote ettiğini biliyor.
Korkusunun bazen gerçekçi olmadığını biliyor.
Geçmişin geçtiğini biliyor.
Hatta yıllarca kendisini analiz etmiş olabiliyor.
Ama sonra sabah oluyor ve aynı insan, aynı hayatın içerisinde aynı şeyi yeniden yapıyor.
İşte benim için mesele burada başladı.
Çünkü bilmek değişmek olsaydı, insanlığın en büyük sorunu bilgisizlik olurdu.
Oysa bana göre çağımızın temel sorunlarından biri bilgi eksikliği değil; bildiğini kendi organizasyonuna dönüştürememek.
NSP tam olarak bu boşluğu sorgulayan bir model olarak doğdu.
⸻
NLP HABER: Yani NSP’yi başka sistemlere alternatif olsun diye mi geliştirdiniz?
Mustafa Kılınç:
Hayır.
Ben hayatım boyunca başka bir sistemi küçülterek kendi sistemimi büyütme ihtiyacı duymadım.
NLP benim yolculuğumun çok kıymetli parçalarından biridir.
Psikoloji, nörobilim, davranış bilimleri, somatik yaklaşımlar ve insanı anlamaya çalışan bütün disiplinler insanlığa önemli pencereler açmıştır.
Benim sorum başka:
Pencerelerin hepsinden baktığımız halde neden insanın tamamını hâlâ göremiyoruz?
NSP burada doğuyor.
Çünkü insan yalnızca düşünce değildir.
Yalnızca duygu değildir.
Yalnızca beden değildir.
Yalnızca geçmiş değildir.
Yalnızca davranış hiç değildir.
İnsan bunların birbirini sürekli etkilediği yaşayan bir organizasyondur.
Ben buna insan mimarisi diyorum.
NSP, tek tek odaları değiştirmek yerine o mimarinin nasıl organize edildiğini anlamaya çalışıyor.
⸻
NLP HABER: “Değişim” kelimesini çok kullanıyoruz. Sizce insan gerçekten değişir mi?
Mustafa Kılınç:
Bence asıl soru bu değil.
Asıl soru:
İnsanın içinde değişime kim izin veriyor, kim direniyor?
Bir yanınız “artık böyle yaşamak istemiyorum” diyebilir.
Başka bir organizasyonunuz mevcut düzeni güvenli kabul ediyor olabilir.
İnsan tam burada kendisiyle karşı karşıya gelir.
Çünkü bazen sorun sandığımız şey, sistemin kendisini koruma biçimidir.
Bu nedenle NSP açısından değişim sadece eski davranışı bırakıp yenisini öğrenmek değildir.
Değişim;
İnsanın kendisini hangi içsel organizasyonla sürdürdüğünü fark etmesi ve o organizasyon üzerindeki özbilinç yetkisini yeniden kurmasıdır.
Benim için özgürlük burada başlıyor.
⸻
NLP HABER: “Özbilinç yetkisi” derken neyi kastediyorsunuz?
Mustafa Kılınç:
İnsanın içinde çok fazla ses var.
Ailenin sesi.
Toplumun sesi.
Geçmişin sesi.
Korkuların sesi.
Başarısızlıkların sesi.
Çocukken verilen anlamların sesi.
Bazen insan yıllarca bunların hepsini “ben” zannediyor.
Benim ilgilendiğim soru şu:
Bütün bunların arkasındaki insan kim?
NSP’de özbilinç kavramının benim için önemi burada.
İnsan kendisini oluşturan kayıtlarla aynı şey değildir.
Geçmişinde yaşadığı şeylerle aynı şey değildir.
Korkusuyla aynı şey değildir.
Hatta zihninden geçen düşüncelerle bile aynı şey değildir.
İnsanın kendi organizasyonuna bakabilen, onu sorgulayabilen ve seçim yapabilen bir tarafı vardır.
NSP’nin merkezinde o insan vardır.
⸻
NLP HABER: O halde NSP’nin en büyük iddiası nedir?
Mustafa Kılınç:
Ben büyük cümlelerden çok büyük soruları seviyorum.
NSP’nin ortaya koyduğu temel soru bence şudur:
“Bugün hayatını yöneten şeylerin ne kadarı gerçekten senin seçimin?”
İnsan bu sorunun karşısında birkaç saniye sessiz kalıyorsa NSP zaten başlamıştır.
Çünkü biz insana ne düşüneceğini söylemek istemiyoruz.
İnsanın kendi düşüncesinin kaynağını sorgulamasını istiyoruz.
Ne hissetmesi gerektiğini söylemiyoruz.
O duygunun kendi organizasyonundaki yerini anlamasını istiyoruz.
Nasıl davranması gerektiğini öğretmekten önce şu soruyu soruyoruz:
Bu davranışı üreten kimlik organizasyonu nedir?
NSP’nin benim için farklılaştığı yer burasıdır.
⸻
NLP HABER: Peki Mustafa Kılınç markasının gizemi nedir?
Mustafa Kılınç:
Belki insanlar burada çok büyük bir sır bekliyor.
Oysa benim sırrım çok sade:
İnsana olan merakımı kaybetmedim.
Yıllarca binlerce insan dinledim.
Ama hiçbir zaman karşımdaki insanı yalnızca “çözülmesi gereken bir problem” olarak görmedim.
Bir insan karşıma geldiğinde benim için önce vakası değil, insanlığı gelir.
Ben insanın neden düştüğünden çok, düştüğü yerde kendisi hakkında neye inanmaya başladığını merak ettim.
Neden korktuğundan çok, korkunun ona hangi kimliği kurduğunu merak ettim.
Neden başarısız olduğundan çok, başarısızlığın onun kendi değerini nasıl tanımladığını merak ettim.
Belki Mustafa Kılınç markasının gizemi burada:
Ben insanı düzeltmeye çalışmadım.
İnsanı anlamaya çalıştım.
NSP de o uzun arayışın içinden çıktı.
⸻
NLP HABER: Mustafa Kılınç bir marka mı, bir insan mı?
Mustafa Kılınç:
Önce insan.
Sonra yine insan.
En sonunda yine insan.
Marka dediğiniz şey eğer yalnızca tanınırlıksa benim için çok anlamlı değil.
Benim bırakmak istediğim şey ismimin büyüklüğü değil, insana bıraktığım katkının büyüklüğü.
Bir gün Mustafa Kılınç ismi hiç konuşulmayabilir.
Bu beni rahatsız etmez.
Ama bir insan hayatının bir yerinde durup,
“Ben gerçekten böyle olmak zorunda mıyım?”
diye soruyorsa…
Ve ardından kendi yaşamının sorumluluğunu yeniden eline alıyorsa…
Benim için marka orada yaşamaya devam ediyor demektir.
⸻
NLP HABER: NSP sizin için ticari bir marka olmanın ötesinde ne ifade ediyor?
Mustafa Kılınç:
Bir sorumluluk.
Çünkü bir sistem ortaya koyduğunuzda sadece teknik üretmezsiniz.
İnsana dair bir söz söylersiniz.
Ve söylediğiniz her sözün arkasında durmanız gerekir.
NSP’nin bugün kuramsal kimliğini güçlendirmeye çalışmamızın nedeni de budur.
Sadece “işe yarıyor” demek bana yetmez.
Neden?
Nasıl?
Hangi mekanizmayla?
Hangi sınırlar içerisinde?
Nerede çalışıyor?
Nerede çalışmıyor?
Bunların sorulması gerekir.
Bir model, kurucusuna inanıldığı için değil; sorgulanabildiği, araştırılabildiği ve geliştirilebildiği ölçüde geleceğe kalabilir.
Ben NSP’nin geleceğini tam da burada görüyorum.
⸻
NLP HABER: O halde NSP tamamlanmış bir sistem değil mi?
Mustafa Kılınç:
Tamamlandığını söylediğiniz gün düşünceyi öldürürsünüz.
NSP benim için yaşayan bir model.
Araştırılacak.
Eleştirilecek.
Sınanacak.
Geliştirilecek.
Belki bugün doğru bildiğimiz bazı şeyleri yarın yeniden tartışacağız.
Bundan korkmuyorum.
Tam tersine bunu istiyorum.
Çünkü benim derdim haklı çıkmak değil, insana yaklaşmak.
Bilimsel düşüncenin güzelliği de burada.
Sorudan korkmaz.
⸻
NLP HABER: Mustafa Kılınç’ın bundan sonraki büyük hayali nedir?
Mustafa Kılınç:
NSP’nin yalnızca benim anlattığım bir sistem olarak kalmasını istemiyorum.
Uzmanların araştırdığı, akademisyenlerin tartıştığı, yeni çalışmaların üretildiği ve zaman içerisinde farklı ülkelerde farklı bilim insanlarının katkıda bulunduğu bir insan modeli haline gelmesini istiyorum.
Çünkü bilgi bir insanın mülkiyetinde küçülür.
İnsanlığın hizmetine girdiğinde büyür.
Ben NSP’yi sahip olduğum bir şey olarak değil, sorumluluğunu taşıdığım bir düşünce olarak görüyorum.
Mustafa Kılınç markasının gelecekteki gerçek değeri de bence burada ölçülecek:
Kaç kişi Mustafa Kılınç’ı tanıdı?
değil.
Kaç insan kendi hayatında kendisini yeniden tanıdı?
⸻
NLP HABER: Son olarak insanlığa tek bir soru bırakmanızı istesek?
Mustafa Kılınç:
Şunu sorardım:
“Bugün ‘ben’ dediğin insanın ne kadarı gerçekten senin seçimin?”
Sonra hiçbir şey söylemezdim.
Çünkü bazı soruların arkasından konuşmak, sorunun gücünü azaltır.
İnsan o soruyla biraz yalnız kalmalı.
Belki NSP’nin bütün hikâyesi de zaten orada başlıyor.
İnsan kendisine ilk kez gerçekten sorduğunda:
“Ben kimim?”
Ardından ikinci soru geliyor:
“Ve artık kim olmak istemiyorum?”
Benim bütün yolculuğum bu iki sorunun arasındaki insanı anlamaya çalışmakla geçti.
Belki Mustafa Kılınç markasının gizemi de bundan daha karmaşık değildir:
İnsanı hiçbir zaman bitmiş bir hikâye olarak görmedim.
Mustafa Kılınç
“Ben insanı değiştirmeye gelmedim.
İnsanın kendi üzerindeki yetkisini yeniden hatırlamasına hizmet etmeye geldim.”
NSP’nin kullanım alanları nelerdir?
-İnsanın olduğu her yerde kullanılabilecek bir düşünme modeli olduğunu düşünüyorum.
Koçlukta…
İletişimde…
Eğitimde…
Liderlikte…
Aile danışmanlığında…
Takım çalışmalarında…
Kişisel gelişim süreçlerinde…
Kurumsal eğitimlerde…
Burada önemli olan, NSP’yi tek tip çözümler sunan bir yöntem olarak değil, bireyin durumunu sistematik biçimde değerlendirmeye yardımcı olan bir yaklaşım olarak görmek.
⸻
Sizi en çok etkileyen gözlem nedir?
-Yıllardır gördüğüm en önemli şey şu:
İnsanların büyük bir kısmı yaşadıkları olaylardan çok, o olayları anlamlandırma biçimlerinden etkileniyor.
Aynı olayı yaşayan iki kişi tamamen farklı yaşamlar kurabiliyor.
Bu nedenle bazen değişim, olayın değişmesinden önce, olaya bakışın değişmesiyle başlayabiliyor.
⸻
NSP’nin en güçlü tarafı sizce nedir?
-Sorular sorması.
Çünkü doğru soru, bazen uzun açıklamalardan daha güçlüdür.
NSP, “İnsan neden böyle davranıyor?” sorusundan önce, “Bu davranış hangi organizasyon içinde ortaya çıkıyor?” sorusunu sorar.
Bu bakış açısı bana göre oldukça değerlidir.
⸻
NSP bir tedavi yöntemi midir?
-Hayır.
NSP’yi psikolojik veya tıbbi tedavinin yerine geçen bir sistem olarak tanımlamıyorum.
Ben onu; eğitim, koçluk, kişisel farkındalık ve davranış örüntülerini anlamaya yönelik bir model olarak görüyorum.
Sağlıkla ilgili durumlarda değerlendirme ve tedavi, ilgili sağlık meslek mensuplarının sorumluluğundadır.
⸻
Bundan sonraki hedefiniz nedir?
-Benim hedefim yalnızca eğitim vermek değil.
NSP’nin kavramsal yapısını daha sistematik hâle getirmek, araştırmaya açık yönlerini geliştirmek ve farklı disiplinlerden uzmanlarla birlikte tartışılabilir bir model oluşturmak istiyorum.
Bir modelin değeri, yalnızca onu savunanların değil; onu sorgulayanların ve geliştirenlerin katkısıyla ortaya çıkar.
Bu yüzden eleştirel değerlendirmeleri de gelişimin doğal bir parçası olarak görüyorum.
⸻
Son olarak okuyuculara ne söylemek istersiniz?
-İnsan, yalnızca davranışlarından ibaret değildir.
İnsan; geçmişiyle, anlamlarıyla, bedeniyle, ilişkileriyle ve seçimleriyle yaşayan çok katmanlı bir bütündür.
Bir insanı anlamaya çalışırken tek bir parçaya odaklanmak yerine, bütün resmi görmeye çalıştığımızda hem kendimiz hem de başkaları hakkında daha derin bir farkındalık geliştirebiliriz.
Belki de gerçek dönüşüm, önce insanı daha doğru anlamaya cesaret etmekle başlar.
NLP HABER ÖZEL RÖPORTAJ
“NSP’nin Bilimsel Yolculuğu ve İnsan Mimarisi”
Mustafa Kılınç ile Geleceğin İnsan Modeli Üzerine
⸻
Sayın Mustafa Kılınç, önce en temel soruyla başlayalım. Nöro Somatik Programlama (NSP) nasıl ortaya çıktı?
-Her kuramın doğuşunda bir soru vardır.
NSP’nin doğuşunda da tek bir soru vardı:
İnsan neden bildiği hâlde aynı hayatı yaşamaya devam ediyor?
Yıllarca farklı disiplinlerden, uygulamalardan ve insan hikâyelerinden öğrendiğim bir şey oldu. İnsanların çoğu ne yapmaları gerektiğini biliyor; buna rağmen aynı döngüleri tekrar edebiliyor. Bu gözlem beni, yalnızca davranışlara değil, davranışları oluşturan organizasyona bakmaya yöneltti.
NSP, bu arayışın sonunda ortaya çıkan bir kuramsal çerçeve ve uygulama yaklaşımıdır. Ben onu “insan mimarisi”ni anlamaya yönelik bir model olarak görüyorum.
⸻
NSP’yi diğer yaklaşımlardan ayıran temel bakış açısı nedir?
-Ben diğer yaklaşımları rakip olarak görmüyorum.
Her biri insanı anlamaya çalışan önemli katkılar sunmuştur.
Ancak benim dikkatimi çeken nokta şuydu:
Pek çok model insanın belirli bir yönüne odaklanıyor. Kimi bilişsel süreçleri, kimi davranışları, kimi duyguları, kimi bedensel deneyimleri merkeze alıyor.
Ben ise şu soruyu sordum:
Bu katmanlar birbirinden bağımsız mı, yoksa aynı organizasyonun parçaları mı?
NSP’nin temel varsayımı, insanın nörolojik süreçleri, bedensel yaşantısı, anlamlandırma biçimi, yaşam deneyimleri ve kimlik algısı arasında karşılıklı etkileşimler olduğudur. Bu varsayımın araştırılabilir yönleri vardır ve bilimsel çalışmalarla sınanması gerektiğine inanıyorum.
⸻
Zaman zaman NSP’nin NLP’nin devamı olduğu yönünde yorumlar yapılıyor. Siz buna katılıyor musunuz?
-Hayır.
Ben NSP’yi herhangi bir yaklaşımın devamı ya da alternatifi olarak tanımlamıyorum.
NLP’nin iletişim ve modelleme alanına önemli katkıları olmuştur. Psikolojinin, nörobilimin, öğrenme kuramlarının ve beden odaklı yaklaşımların da insanı anlamaya değerli katkıları vardır.
NSP ise bunların yerine geçme iddiasıyla değil, insanı daha bütüncül okumaya yönelik yeni sorular üretme amacıyla geliştirdiğim bir çerçevedir.
Bilim, karşıtlıklarla değil; yeni sorularla ilerler.
⸻
“Bilimsel yolculuk” ifadesini özellikle kullanıyorsunuz. Bunun sizin için anlamı nedir?
-Çünkü hiçbir kuram yalnızca yazıldığı için bilimsel olmaz.
Bir model; eleştiriye açık olduğunda, araştırılabilir hipotezler ürettiğinde, ölçülebilir kavramlar geliştirdiğinde ve bağımsız araştırmacılar tarafından sınanabildiğinde bilimsel bir yolculuğa çıkar.
Ben NSP’nin de böyle bir yol izlemesini istiyorum.
Kuramın güçlü yönleri kadar geliştirilmesi gereken yönlerinin de akademik çalışmalarla ortaya konmasını değerli buluyorum.
Bilim, doğrulanmaktan çok sorgulanmayı hak eden bir alandır.
⸻
Son olarak, NSP’nin geleceğine dair en büyük hayaliniz nedir?
-Benim hayalim yalnızca yeni bir yöntem geliştirmek değildir.
İnsanın kendisini daha derinden anlamasına katkı sağlayacak bir düşünce iklimine küçük de olsa bir katkı sunabilmektir.
Eğer yıllar sonra insanlar NSP’yi konuşurken sadece “bir teknik” olarak değil, insanı anlamaya çalışan araştırılabilir bir yaklaşım olarak değerlendirirse, bundan mutluluk duyarım.
Çünkü bana göre en büyük miras, cevaplar bırakmak değil; insanların daha iyi sorular sormasına vesile olmaktır.
DEPRESYONA YALNIZCA DUYGUDAN BAKMAK YETMEZ
NSP’nin Çok Katmanlı İnsan Modeli
Mustafa Kılınç
Depresyon üzerine konuşurken uzun yıllardır aynı kelimelerin çevresinde dolaşıyoruz:
Mutsuzluk.
İsteksizlik.
Umutsuzluk.
Enerji kaybı.
Geri çekilme.
Bunların her biri önemli olabilir.
Fakat benim sorum başka:
Ya gördüğümüz şey sorunun kendisi değil, insanın içinde gerçekleşen daha büyük bir organizasyonun sonucuysa?
Nöro Somatik Programlama’nın depresif yaşantıya ilişkin kuramsal bakışı tam bu soruyla başlıyor.
NSP açısından insan yalnızca düşünceden, yalnızca duygudan ya da yalnızca bedenden oluşan bir varlık değildir.
İnsan; düşünce, duygu, beden, davranış, geçmiş öğrenmeler, anlamlandırma biçimleri, öz bilinç ve kimlik süreçlerinin birbirleriyle sürekli etkileşim hâlinde bulunduğu çok katmanlı bir organizasyondur.
Bu nedenle depresif yaşantıyı yalnızca “olumsuz düşünceler” üzerinden okumak bize göre yeterli değildir.
BİR DUYGU NASIL BİR YAŞAM ORGANİZASYONUNA DÖNÜŞÜR?
Bir insan düşünün.
Sabah yataktan kalkmak istemiyor.
İnsanlarla görüşmüyor.
Daha önce sevdiği şeylere karşı ilgisini kaybetmiş.
Kendisini yetersiz görüyor.
Geleceği düşündüğünde zihninde olasılıklar değil, kapanmış yollar beliriyor.
Burada hangisi sebep, hangisi sonuç?
Düşüncesi mi bedenini aşağı çekiyor?
Bedensel yavaşlama mı düşüncelerini ağırlaştırıyor?
Sosyal geri çekilme mi umutsuzluğu artırıyor?
Yoksa insan artık bütün bunlardan hareketle kendisini farklı bir kimlikle mi tanımlıyor?
“Ben artık böyle biriyim.”
NSP açısından kritik eşiklerden biri tam burada ortaya çıkar.
Geçici bir yaşantının kişinin kendisine ilişkin kalıcı bir tanıma dönüşmesi, değişimin önündeki önemli organizasyonel düğümlerden biri olabilir.
Çünkü:
“Bugün kendimi güçsüz hissediyorum.” ile
“Ben güçsüz bir insanım.”
Aynı şey değildir.
Birincisi yaşantıyı tarif eder.
İkincisi kimliği tarif etmeye başlar.
NSP’NİN KURAMSAL ÇÖZÜM HARİTASI
NSP depresif yaşantıya tek noktadan müdahale etmek yerine, öncelikle onu sürdürebilecek katmanların haritalanmasını önerir.
1. Düşünce organizasyonu
Kişinin tekrar eden düşünce örüntüleri araştırılır.
“Hiçbir şey değişmeyecek.”
“Ben yapamam.”
“Artık çok geç.” gibi düşünceler yalnızca içerikleri açısından değil, kişinin yaşamını nasıl organize ettikleri açısından ele alınır.
2. Duygusal organizasyon
NSP’nin sorusu yalnızca “Ne hissediyorsun?” değildir.
Şunu da sorar:
Bu duygu ne zaman ortaya çıkıyor, hangi anlamla güçleniyor ve hangi davranışı oluşturuyor?
Böylece duygu tek başına değil, oluşturduğu döngü içinde incelenir.
3. Somatik organizasyon
İnsanın psikolojik yaşantısının bedensel bir boyutu vardır.
Nefes, hareket, kas tonusu, duruş, bedensel geri çekilme ve aktivasyon düzeyindeki değişimler kişinin yaşantısıyla birlikte değerlendirilir.
NSP burada bedeni bir “depo” olarak ilan etmek yerine daha dikkatli bir soru sorar:
Zihinsel ve duygusal süreçlerle beden arasında nasıl bir karşılıklı düzenleme oluşuyor?
Bu soru bilimsel araştırmaya da açıktır.
4. Davranış döngüsü
İnsan kendisini kötü hissettiği için yaşamdan çekilebilir.
Fakat yaşamdan çekildikçe kendisini daha kötü hissetmesi de mümkündür.
Böylece:
duygu → geri çekilme → deneyim azalması → güçsüzlük algısı → daha fazla geri çekilme
şeklinde kendi kendisini besleyen bir organizasyon oluşabilir.
NSP açısından değişim noktalarından biri bu döngünün görünür hâle getirilmesidir.
5. Anlam ve geçmiş öğrenmeler
Bugünkü tepkinin bugünde başlamamış olabileceği ihtimali araştırılır.
Kayıplar, başarısızlık deneyimleri, öğrenilmiş çaresizlik örüntüleri, ilişkisel deneyimler ve kişinin kendisine yüklediği anlamlar bugünkü organizasyonun oluşumunda rol oynayabilir.
Ama geçmişi bulmak tek başına değişim değildir.
Asıl soru şudur:
Geçmişte oluşan anlam bugün hâlâ hangi mekanizma üzerinden yaşamı yönetiyor?
6. Öz bilinç ve kimlik
NSP modelinin en önemli ayrımlarından biri burada ortaya çıkar.
Kişinin yaşadığı durum ile kişinin kimliği birbirinden ayrıştırılır.
“Depresif bir dönem yaşıyorum.”
Başka bir organizasyondur.
“Ben buyum.”
Başka.
NSP açısından öz bilinç, kişinin yaşadığı sürecin içinde kaybolmadan kendi düşüncesini, duygusunu, bedenini ve davranışını gözlemleyebilmesi ve aralarındaki ilişkiyi fark edebilmesidir.
Amaç kişiye “pozitif düşün” demek değildir.
Amaç gerçeği inkâr etmek hiç değildir.
Amaç insanın yaşadığı durumla bütün kimliğini birbirinden ayırabileceği bir farkındalık alanı oluşturmaktır.
İNSANI DEPRESYONDAN DAHA BÜYÜK GÖRMEK
Benim için meselenin insani tarafı tam burada başlıyor.
Karşımızdaki insanı yalnızca belirtilerinin toplamı olarak görürsek insanı kaybederiz.
NSP’nin kuramsal yaklaşımı şu soruyu gündeme getiriyor:
Bir insanın düşünce–duygu–beden–davranış–anlam–kimlik organizasyonunda değişim meydana geldiğinde depresif yaşantısında nasıl bir değişiklik oluşur?
Bu, araştırılması gereken bir sorudur.
NSP adına sonucu baştan ilan etmek yerine bu soruyu bilimsel olarak sınamak çok daha değerlidir.
Çünkü geleceğin insan bilimlerinin ihtiyacı yeni mucizeler değil;
daha iyi sorulardır.
Ve belki depresyon konusunda sorulması gereken sorulardan biri de şudur:
“İnsanın içindeki hangi parçayı düzelteceğiz?” değil,
“İnsanın parçaları birbirini nasıl etkiliyor ve bu organizasyonu nasıl daha işlevsel hâle getirebiliriz?”
NSP’nin depresif yaşantıya ilişkin kuramsal yolculuğu benim için burada başlıyor.
İnsanı hastalığından ibaret görmeden.
Bedenini zihninden ayırmadan.
Geçmişini kaderi hâline getirmeden.
Ve en önemlisi;
İnsanı, yaşadığı karanlıktan daha büyük görerek.
Mustafa Kılınç
Nöro Somatik Programlama (NSP) Kurucusu
Not: Bu yazı NSP’nin kuramsal yaklaşımını açıklamaktadır; depresyonun tanı veya tedavisine ilişkin tıbbi/klinik öneri niteliğinde değildir. Depresyon belirtilerinde psikiyatri veya ruh sağlığı uzmanı değerlendirmesi önemlidir.
NLP HABER ÖZEL RÖPORTAJ
Neden NSP? İnsan Mimarisini Yeniden Düşünmek
Mustafa Kılınç: “İnsanın sorunu çoğu zaman ne yapacağını bilmemesi değil; bildiğini neden hayata geçiremediğini açıklayamamasıdır.”
NLP HABER: Uzun yıllardır insan, değişim ve davranış alanında çalışıyorsunuz. Neden yeni bir modele, Nöro Somatik Programlama’ya ihtiyaç duydunuz?
MUSTAFA KILINÇ:
Çünkü bir noktadan sonra şu soruyu kendime sormak zorunda kaldım:
İnsan gerçekten bilmiyor mu, yoksa bildiği hâlde neden değiştiremiyor?
Bugün insanlar ne yapmaları gerektiğini büyük ölçüde biliyor.
Sınır koyması gerektiğini biliyor ama koyamıyor.
Ertelememesi gerektiğini biliyor ama erteliyor.
Kendisini değersiz hissetmemesi gerektiğini biliyor ama bir olay olduğunda aynı duygu geri geliyor.
Bir ilişkinin kendisine zarar verdiğini görüyor ama aynı ilişki örüntüsünü yeniden kurabiliyor.
Demek ki yalnızca bilgi vermek, farkındalık oluşturmak veya davranışa müdahale etmek insan değişimini açıklamak için yeterli olmayabilir.
NSP benim için tam bu sorunun içinde doğdu:
İnsan, değiştirmek istediği şeyi neden yeniden üretir?
⸻
NLP HABER: O hâlde NSP’yi diğer yaklaşımlardan ayırdığınız temel nokta nedir?
MUSTAFA KILINÇ:
NSP’nin başlangıç noktası teknik değildir.
Bu çok önemli.
Bir sistemi farklı kılan yalnızca farklı tekniklerinin bulunması değildir. Önce insanı nasıl gördüğünü ortaya koyması gerekir.
NSP insanı yalnızca düşünceleri üzerinden okumaz. Yalnızca duyguları, davranışları veya bedensel tepkileri üzerinden de açıklamaz.
Biz insanı çok katmanlı bir organizasyon olarak ele alıyoruz.
Düşünce var.
Duygu var.
Anlam var.
Somatik karşılık var.
Davranış var.
Kimlik var.
Ve bütün bunlarla ilişki kurabilen özbilinç kapasitesi var.
Ben buna insan mimarisi diyorum.
Çünkü görünen davranış çoğu zaman mimarinin yalnızca dışarıdan görünen bölümüdür.
⸻
NLP HABER: “İnsan mimarisi” NSP açısından tam olarak ne anlama geliyor?
MUSTAFA KILINÇ:
Bir binaya dışarıdan baktığınızda gördüğünüz şey binanın kendisi değildir.
Taşıyıcı sistemi vardır. Bağlantıları vardır. Yük dağılımı vardır. Birbirini etkileyen görünmeyen yapıları vardır.
İnsan için de benzer bir kuramsal bakış öneriyorum.
Örneğin kişi “Ben sürekli erteliyorum.” diyor.
Klasik soru şu olabilir:
“Ertelemeyi nasıl durduracağız?”
NSP başka bir yerden sorar:
“Erteleme davranışını hangi organizasyon üretiyor ve sürdürüyor?”
Çünkü erteleme sorun olmayabilir; başka bir yapının görünür sonucu olabilir.
Başarısızlıktan korunma olabilir.
Mükemmeliyetçilik olabilir.
Kimlik çatışması olabilir.
Kişinin kendi yeterliliğine ilişkin anlamlandırması olabilir.
Davranışı değiştirip onu üreten organizasyonu değiştirmediğinizde, sistem eski dengeye dönme eğilimi gösterebilir.
İnsan mimarisi kavramının önemi burada.
⸻
NLP HABER: NSP geçmiş yaşantılara nasıl bakıyor?
MUSTAFA KILINÇ:
Ben geçmişi sürekli yeniden yaşatmak yerine, geçmişin bugünkü işlevini sorgulamanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Çok temel bir ayrım yapıyoruz:
Bir şeyin geçmişte yaşanmış olması ile bugün hâlâ insanın davranışını belirlemesi aynı şey değildir.
Geçmişi değiştiremeyiz.
Ama geçmişte oluşmuş bir anlamın, kişinin bugünkü kararlarında hangi ölçüde etkili olduğunu araştırabiliriz.
Benim için asıl soru şudur:
“Bu kayıt nereden geldi?” kadar, “Bu yapı bugün ne yapıyor?”
İşte NSP’nin işlevsel bakışı burada başlıyor.
⸻
NLP HABER: NSP terminolojisinde sık kullandığınız “özbilinç” neden bu kadar merkezi?
MUSTAFA KILINÇ:
Çünkü farkındalık ile değişimi birbirinden ayırıyorum.
Bir insan sorununun farkında olabilir.
Hatta nedenlerini çok iyi anlatabilir.
Çocukluğundan başlayarak bugün neden böyle davrandığını saatlerce açıklayabilir.
Fakat ertesi gün aynı durumda aynı tepkiyi yeniden verebilir.
O hâlde bilmek tek başına değiştirmek değildir.
NSP açısından özbilinç; kişinin kendi düşüncesini, duygusunu, bedensel tepkisini ve davranışını fark etmesinin ötesinde, bunlarla arasına değerlendirme mesafesi koyabilmesi ve alternatif bir organizasyon oluşturabilme sürecine katılabilmesidir.
Bu nedenle bizim için önemli ayrımlardan biri şudur:
“Bende bu var.” başka şeydir.
“Ben buyum.” başka şeydir.
İnsan yaşadığı deneyimle kimliğini birbirinden ayırabildiğinde yeni bir hareket alanı ortaya çıkabilir.
⸻
NLP HABER: Kimlik neden NSP’nin kuramsal yapısında bu kadar önemli?
MUSTAFA KILINÇ:
Çünkü insan bazen istediği davranıştan çok, kendisi hakkında taşıdığı organizasyonla tutarlı davranıyor.
Bir insan başarı isteyebilir.
Ama kendisini başarıyı taşıyabilecek biri olarak konumlandıramıyorsa davranış başka bir yönde ilerleyebilir.
İnsan para isteyebilir ama para, değer ve kendilik algısı arasında çatışmalar taşıyabilir.
Sağlıklı ilişki isteyebilir ama yakınlık karşısında kendisini korumak için yıllardır kullandığı davranış örüntülerini sürdürebilir.
Bu nedenle NSP yalnızca:
“Ne istiyorsun?” diye sormaz.
Daha derinde:
“İstediğin hayatı taşıyabilecek insan organizasyonu nasıl kuruluyor?”
sorusunu araştırır.
⸻
NLP HABER: Beden bu mimarinin neresinde?
MUSTAFA KILINÇ:
Beden bizim için dekor değildir.
Ama burada bilimsel olarak dikkatli olmak zorundayız.
“Beden her şeyi kaydeder” gibi mutlak ifadeler söylemek kolaydır. Bilim açısından önemli olan bunun hangi koşullarda ve hangi ölçülebilir göstergelerle ortaya çıktığını araştırmaktır.
Bir düşüncenin belirli bağlamlarda solunumla, kas gerilimiyle, kaçınmayla veya başka fizyolojik tepkilerle eşleşip eşleşmediğini inceleyebilirsiniz.
Bu nedenle NSP açısından beden mistik bir depo değil;
insan organizasyonunun veri alanlarından biridir.
“Nöro Somatik” ifadesinin bizim açımızdan derin anlamı da burada bulunuyor: zihinsel süreç ile bedensel organizasyonu birbirinden koparmamak.
⸻
NLP HABER: Peki NSP bilimsel bir model midir?
MUSTAFA KILINÇ:
Burada özellikle ölçülü konuşmayı tercih ediyorum.
Bir modelin bilimsel olduğunu bizim söylememiz yetmez.
Bilimsellik bir marka cümlesi değildir.
Kuramsal kavramlarımızı açık biçimde tanımlamamız, hipotezler üretmemiz, ölçüm araçları geliştirmemiz, kontrollü araştırmalar yapmamız, sonuçlarımızı yayımlamamız ve bağımsız araştırmacıların bunları sınamasına izin vermemiz gerekir.
Benim için NSP’nin bilimsel yolculuğundaki en önemli ilke şudur:
Bir model yalnızca doğrulanmaya değil, yanlışlanmaya da açık olmalıdır.
NSP bir uygulamasının çalışmadığı koşulları da araştırabilmelidir.
Çünkü bilim, kendisini koruma çabası değil; gerçeğe yaklaşma çabasıdır.
⸻
NLP HABER: O hâlde NSP’nin kuramsal temellerini birkaç başlıkta nasıl ifade edersiniz?
MUSTAFA KILINÇ:
Bugün üzerinde çalıştığımız kuramsal yapı birkaç temel önerme üzerinde yükseliyor:
İnsan bir organizasyondur.
Görünen sorun ile sorunu sürdüren mekanizma aynı olmayabilir.
Geçmiş yaşantının varlığı ile bugünkü işlevi birbirinden ayrılmalıdır.
Deneyim ile kimlik aynı şey değildir.
Zihinsel süreçlerle somatik karşılıklar birlikte araştırılmalıdır.
Dil, anlamlandırma ve davranış organizasyonu arasındaki ilişkiler sınanabilir olmalıdır.
Özbilinç, otomatik organizasyon karşısında yeni seçimlerin oluşmasına katkı sağlayabilecek bir kapasite olarak ele alınmalıdır.
Ve bütün bunların üzerinde:
Değişim, yalnızca eski davranışın durması değil, yeni organizasyonun gerçek yaşamda sürdürülebilmesidir.
NSP’nin 12 kuramsal yasasını da bu mimariyi açıklayan önermeler olarak geliştiriyoruz.
⸻
NLP HABER: NSP’nin değişim sürecini tek bir sistem içinde anlatmanız gerekse nasıl anlatırsınız?
MUSTAFA KILINÇ:
Bugün bunu sekiz aşamalı bir değişim mimarisiyle ifade ediyoruz:
Tespit → Ayrıştırma → Yetki Sorgulama → İşlev İptali → Somatik Karşılık → Özbilinç Kararı → Yeni
Organizasyon → Kontrol
Ben özellikle son kelimenin altını çiziyorum:
Kontrol.
Çünkü insan bir uygulamanın sonunda kendisini iyi hissetti diye değişimin gerçekleştiğini varsayamayız.
Gerçek hayata döndüğünde ne oldu?
Eski uyaran geldiğinde ne yaptı?
Bedensel tepki değişti mi?
Davranış değişti mi?
Bu değişiklik bir hafta sonra, bir ay sonra, altı ay sonra devam ediyor mu?
NSP’nin bilimsel geleceği tam olarak bu soruların peşinden gitmek zorunda.
⸻
NLP HABER: Bütün bunlardan sonra size yeniden soralım: Neden NSP?
MUSTAFA KILINÇ:
Çünkü artık insanı yalnızca “sorunları olan biri” olarak görmek istemiyorum.
İnsan çok daha büyük bir yapı.
Benim için mesele insana sürekli neyi yanlış yaptığını göstermek değil.
Mesele, kendisini hangi organizasyon üzerinden yaşadığını görünür hâle getirmek.
Belki NSP’nin en derin sorusu da burada ortaya çıkıyor:
İnsanın içinde ne var? değil.
İnsanın içindeki hangi yapı bugün hâlâ onun adına karar veriyor?
Eğer bunu bilimsel olarak anlayabilirsek, değişime ilişkin çok daha derin bir alan açabiliriz.
NSP’nin insan mimarisi yolculuğu benim için budur.
İnsanı tamir edilecek bir nesne olarak değil;
kendi organizasyonunu fark edebilen, sorgulayabilen ve yeniden düzenleyebilme kapasitesine sahip bir varlık olarak görmek.
Ve belki geleceğin insan çalışmalarında asıl kırılma da burada başlayacak:
İnsana ne yapması gerektiğini öğretmekten, insanın kendi yaşamını hangi mimariyle ürettiğini anlamaya geçmek.
Mustafa Kılınç
Nöro Somatik Programlama (NSP) Kurucusu
İNSAN NEDEN BİLDİĞİ HÂLDE DEĞİŞEMİYOR?
NSP’nin İnsan Değişimine Getirdiği Yeni Kuramsal Soru
NLP Haber Özel Röportajı — Mustafa Kılınç
⸻
NLP HABER: İnsanlık binlerce yıldır kendisini anlamaya çalışıyor. Psikoloji, felsefe, nörobilim, kişisel gelişim… Bu kadar bilgiye rağmen insan neden hâlâ aynı davranışları tekrar ediyor?
MUSTAFA KILINÇ:
Belki de ilk kez soruyu değiştirmemiz gerekiyor.
İnsan neden değişemiyor değil;
İnsan, değiştirmeye çalıştığı şeyin gerçekten değişmesi gereken şey olduğundan nasıl bu kadar emin?
Bir insan öfkesini değiştirmeye çalışıyor.
Başka biri ilişkilerini.
Bir başkası para davranışlarını, ertelemesini, korkularını ya da kendisini sabote eden seçimlerini…
Fakat bunların her biri daha derindeki bir organizasyonun çıktısıysa, biz yıllardır çıktılarla uğraşıyor olabiliriz.
NSP’nin başladığı kuramsal kırılma tam olarak budur.
Davranışı değil, davranışı tekrar tekrar üreten organizasyonu anlamak.
⸻
NLP HABER: “Organizasyon” derken neyi kastediyorsunuz?
MUSTAFA KILINÇ:
İnsanı tek parçalı bir yapı olarak görmüyorum.
Bir insan “Bunu yapmak istemiyorum.” diyebilir ve yine yapabilir.
“Artık böyle düşünmeyeceğim.” diyebilir ve aynı düşünce yeniden gelebilir.
Bir ilişkinin kendisine zarar verdiğini bilir ve yine o ilişkiye dönebilir.
Burada çok önemli bir ayrım ortaya çıkıyor:
Bilmek ile organize olmak aynı şey değildir.
NSP açısından insan davranışı; öğrenilmiş kayıtlar, otomatik süreçler, kimlik, somatik karşılıklar, çevresel bağlam ve özbilinçli seçim arasındaki etkileşim içinde incelenmelidir.
Ben buna insan mimarisi diyorum.
⸻
NLP HABER: O zaman farkındalık yeterli değil mi?
MUSTAFA KILINÇ:
Farkındalık değerlidir.
Ama farkındalığı dönüşümün kendisi kabul etmek konusunda ihtiyatlıyım.
İnsan bazı şeylerin farkında olduğu hâlde yıllarca onları tekrar edebilir.
“Babamla ilişkim nedeniyle böyle davranıyorum.”
“Çocukluğumdan geliyor.”
“Değersizlik duygum var.”
Bunların hepsini biliyor olabilir.
Ama hayatındaki organizasyon devam edebilir.
Çünkü bir şeyin nereden geldiğini bilmek, onun bugün nasıl sürdürüldüğünü açıklamakla aynı şey değildir.
NSP burada köken arayışından çok mevcut işleyişi sorgular.
⸻
NLP HABER: NSP’de sık kullandığınız “yetki” kavramı buradan mı geliyor?
MUSTAFA KILINÇ:
Evet.
Ve bence NSP’nin araştırılması gereken en önemli kavramlarından biridir.
Bir kayıt geçmişte oluşmuş olabilir.
Ama temel soru şudur:
O kayıt bugün hangi mekanizmalar üzerinden etkisini sürdürüyor?
NSP’de “yetki sorgulama” dediğimiz yaklaşımın arkasındaki düşünce budur.
Geçmişi inkâr etmiyoruz.
Yaşanmış olanı silmeye çalışmıyoruz.
Geçmişte oluşmuş bir yapının bugünkü işlevini ve etkisini sorguluyoruz.
Bu çok önemli bir ayrımdır.
⸻
NLP HABER: Ama “yetki iptali” dediğinizde insan bilinçaltına bir emir veriyor ve sorun ortadan kalkıyor gibi anlaşılabilir. Bilimsel olarak bunu nasıl savunuyorsunuz?
MUSTAFA KILINÇ:
Savunmak yerine araştırmak gerekir.
Bu ayrımı özellikle koyuyorum.
Bir modelin kurucusu olmak bana o modelin bütün varsayımlarını bilimsel gerçek ilan etme hakkı vermez.
NSP’nin bazı kavramları bugün kuramsal yapılardır.
Bunların operasyonel tanımlarının yapılması, ölçülebilir değişkenlere dönüştürülmesi ve deneysel olarak sınanması gerekir.
Örneğin NSP protokolü uygulanan grupla başka bir yapılandırılmış müdahale uygulanan grubun sonuçları karşılaştırılabilir.
Değişimin kalıcılığı izlenebilir.
Somatik ve davranışsal göstergeler ölçülebilir.
İşte o zaman kanaatten veriye geçmeye başlarız.
Bilim, inandığımız şeyi kanıtlama çabası değildir; yanılıyor olabileceğimiz ihtimalini sistematik biçimde sınama cesaretidir.
⸻
NLP HABER: O hâlde NSP bilim midir?
MUSTAFA KILINÇ:
Bugün NSP’yi “bilimsel olarak kanıtlanmış bir sistem” şeklinde sunmayı doğru bulmam.
NSP, kuramsal yapısı geliştirilen ve uygulama protokolleri araştırmaya açılması gereken bir değişim modelidir.
Bilimsellik bir etikettir diye düşünmüyorum.
Bir süreçtir.
Hipotez kurarsınız.
Ölçersiniz.
Sınarsınız.
Tekrarlarsınız.
Bağımsız araştırmacılar sonuçlarınızı inceler.
Eleştiri gelir.
Modeliniz bazı yerlerde güçlenir, bazı yerlerde değişir.
Gerekirse bazı varsayımlarınızı terk edersiniz.
NSP’nin bilimsel yolculuğu tam da bunu göze alabilmelidir.
⸻
NLP HABER: NSP’nin temel değişim mimarisi nedir?
MUSTAFA KILINÇ:
Bugün üzerinde çalıştığımız temel hatlardan biri şöyle:
Tespit → Ayrıştırma → Yetki Sorgulama → İşlev İptali → Somatik Karşılık → Özbilinç Kararı → Yeni Organizasyon → Kontrol
Ama bu sekiz kelimeyi bir teknik listesi gibi okumamak gerekir.
Arkasında bir insan modeli bulunuyor.
Önce mevcut yapı tespit edilir.
Kişi ile otomatik süreç birbirinden ayrıştırılır.
Sürecin bugünkü işlevi sorgulanır.
İşlevsizleşmiş organizasyonun sürdürülmesine müdahale edilir.
Bedensel karşılığı gözlenir.
Özbilinçli karar devreye girer.
Yeni davranışsal ve somatik organizasyon oluşturulur.
Son olarak değişimin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilir.
Kuramsal iddiamızın araştırılması gereken kısmı da tam burada:
Bu sıralama, belirli değişim alanlarında ölçülebilir ve sürdürülebilir farklılık oluşturuyor mu?
Bunun cevabını kanaat değil, araştırma vermelidir.
⸻
NLP HABER: Özbilinç NSP’de neden bu kadar merkezi?
MUSTAFA KILINÇ:
Çünkü insanın yalnızca kendisini gözlemleyen değil, kendi süreçleri karşısında pozisyon alabilen bir varlık olduğunu düşünüyoruz.
NSP açısından özbilinç;
“Bende bu var.” demenin ötesine geçerek,
“Bende var olan bu yapı, bugünkü hayatımı yönetmeye devam etmeli mi?”
sorusunu sorabilme kapasitesidir.
Bu nedenle özbilinci mistik bir kavram olarak değil, araştırılması gereken işlevsel bir yapı olarak ele almak istiyorum.
⸻
NLP HABER: NSP yanlış çıkabilir mi?
MUSTAFA KILINÇ:
Elbette bazı varsayımları yanlış çıkabilir.
Hatta bu soruya “hayır” cevabı verseydim NSP’nin bilimsel yolculuğunu daha başlamadan bitirmiş olurdum.
Bir kuramın gücü yanlışlanamaz olmasında değildir.
Yanlışlanabilir olmasına rağmen sınamalardan geçebilmesindedir.
Yarın güçlü araştırmalar NSP’de kullandığımız bir kavramın düşündüğümüz biçimde çalışmadığını gösterirse, görevimiz o araştırmayla savaşmak değildir.
Modeli yeniden düşünmektir.
Ben NSP’nin kurucusu olabilirim.
Ama NSP gerçeğin sahibi değildir.
Bu benim için çok temel bir çizgidir.
⸻
NLP HABER: Bu yaklaşım NSP’yi zayıflatmaz mı?
MUSTAFA KILINÇ:
Tam tersine.
Bir sistemin sürekli kendisini haklı çıkarmaya ihtiyacı varsa orada bilim değil, savunma başlar.
Ben NSP’nin korunmasını değil, gelişmesini istiyorum.
Benden de bağımsızlaşmasını istiyorum.
Üniversitelerde araştırılabilmesini, akademisyenlerin eleştirebilmesini, farklı disiplinlerin NSP varsayımlarını test edebilmesini istiyorum.
Bir gün bir araştırmacı çıkıp bizim düşünmediğimiz bir değişkeni modele ekleyebilir.
Bir başkası bazı kavramlarımızı yeniden tanımlayabilir.
İşte o zaman NSP bir kişinin modeli olmaktan çıkarak bilgi üretim alanına dönüşmeye başlar.
⸻
NLP HABER: Peki bütün bunların sonunda insan neden bildiği hâlde değişemiyor?
MUSTAFA KILINÇ:
NSP açısından buna tek nedenli bir cevap vermem.
Ama üzerinde durduğumuz temel varsayım şu:
Çünkü bilginin değişmesi ile insanın mevcut organizasyonunun değişmesi aynı süreç olmayabilir.
İnsan doğruyu bilebilir.
Ne yapması gerektiğini bilebilir.
Hatta kendisini neden sabote ettiğini bilebilir.
Fakat otomatik süreçleri, bedensel karşılıkları ve kimlik örgütlenmesi aynı örüntüyü sürdürüyorsa bilgi tek başına yeterli olmayabilir.
Bu yüzden insanı bilgilendirmekten daha derin bir meseleyle karşı karşıyayız:
İnsan kendi iç organizasyonunu nasıl yeniden düzenler?
NSP’nin araştırma sorusu budur.
⸻
NLP HABER: Son olarak… NSP’nin insanlığa bırakmasını istediğiniz tek soru ne olurdu?
MUSTAFA KILINÇ:
Şu olurdu:
Hayatımda tekrar eden şey gerçekten ben miyim, yoksa benim sandığım eski bir organizasyon mu?
Çünkü insan bir gün bu ikisini birbirinden ayırabildiğinde çok önemli bir şey gerçekleşir.
Kendisiyle savaşmayı bırakabilir.
Geçmişini suçlamak zorunda kalmayabilir.
Ve ilk kez kendi hayatının karşısına başka bir yerden çıkabilir:
Özbilinçten.
Belki insanın sorunu değişememesi değildir.
Kendisini yöneten yapıyı, kendisi sanmasıdır.
NSP’nin gelecekte bilimsel olarak sınanması gereken büyük iddiası da tam burada başlıyor.
Mustafa Kılınç
Nöro Somatik Programlama (NSP) Kurucusu