Yıllardır insana değişmesi gerektiğini söylüyoruz.
Düşüncelerini değiştir.
Davranışlarını değiştir.
Alışkanlıklarını değiştir.
Duygularını yönet.
Peki insan bütün bunları yaptığı hâlde neden bazı dönemlerde yeniden başladığı yere dönüyor?
Bence insan değişimini konuşurken uzun zamandır yanlış yere bakıyoruz.
Belki de mesele, insanın ne yaptığı değil; yaptığını üreten içsel organizasyonun nasıl kurulduğudur.
İşte Nöro Somatik Programlama’nın (NSP) üzerinde durduğu temel ayrımlardan biri burada başlıyor.
Bir davranışı değiştirebilirsiniz.
Fakat o davranışı üreten duygu, bedensel tepki, anlamlandırma biçimi, geçmiş öğrenme, kimlik algısı ve seçim mekanizması aynı organizasyon içinde varlığını sürdürüyorsa, eski yapı farklı bir davranış üzerinden yeniden kendisini gösterebilir.
Bu nedenle NSP açısından asıl soru:
“Bu davranışı nasıl değiştireceğiz?” değil,
“Bu davranışı üreten insan organizasyonu nasıl kurulmuş?” sorusudur.
Bu ayrım küçük görünür.
Oysa insan değişimine bakışımızı bütünüyle değiştirebilir.
İNSAN SORUNUNDAN İBARET DEĞİLDİR
Bir insan “özgüven sorunu” değildir.
“Kaygı” değildir.
“Erteleme” değildir.
“İlişki problemi” değildir.
Bunlar insanın bütünü değil; belirli koşullar altında ortaya çıkan sonuçlardır.
NSP’nin geliştirmeye çalıştığı insan yaklaşımında sonuçla insanı birbirinden ayırmak önemlidir.
Çünkü insanı sorunuyla tanımladığınız anda onun kimliğini daraltırsınız.
Oysa davranışın arkasında düşünce vardır.
Düşüncenin arkasında anlam vardır.
Anlamın bedende bir karşılığı olabilir.
Bedenin geçmiş öğrenmelerle kurduğu tepkiler vardır.
Ve bütün bunların üzerinde insanın kendisini nasıl gördüğü, yani kimlik organizasyonu bulunur.
NSP tam olarak bu çok katmanlı yapıyı anlamaya çalışır.
BELKİ DE DEĞİŞİMİN YENİ SORUSU BUDUR
Geleceğin insan çalışmalarının yalnızca “Sorunu nasıl ortadan kaldırırız?” sorusuyla yetinmeyeceğini düşünüyorum.
Daha büyük soru şu olacak:
İnsan kendi iç organizasyonunu fark ederek onu yeniden düzenleyebilir mi?
Ben NSP’nin geleceğini tam burada görüyorum.
İnsana dışarıdan başka bir kimlik vermekte değil.
Ona kim olması gerektiğini söylemekte hiç değil.
İnsanın kendi düşüncesini, bedenini, duygusunu, davranışını ve kimlik yapılanmasını fark edebileceği bir öz bilinç alanı oluşturmakta.
Çünkü benim için öz bilinç, insanın kendisini seyretmesi değildir.
Kendisini üreten mekanizmayı fark edebilme gücüdür.
Ve insan, kendisini üreten yapıyı görmeye başladığında çok önemli bir eşik ortaya çıkar:
Artık yalnızca yaşadıklarının sonucu değildir.
Yaşamının organizasyonunda söz sahibi olmaya başlar.
Belki de insan değişiminin geleceği tam burada başlayacaktır.
İnsanı değiştirmeye çalıştığımız yerde değil;
insanın kendisini nasıl oluşturduğunu anlamaya başladığımız yerde.
Ben Nöro Somatik Programlama’yı bu sorunun peşindeki bir yolculuk olarak görüyorum.
Ve yolculuğumuz daha yeni başlıyor.
Mustafa Kılınç
Nöro Somatik Programlama (NSP) Kurucusu