Evetlerin Cazibesi, Hayırların Özgürlüğü
Mustafa Kılınç
İnsan neden “evet” der?
İstediği için mi?
Yoksa kaybetmekten korktuğu için mi?
Belki de insanın en büyük yanılgılarından biri, söylediği her “evet”i kendi kararı sanmasıdır.
Oysa bazı evetler seçim değildir.
Bazı evetlerin arkasında sevilme ihtiyacı vardır.
Bazılarında terk edilme korkusu.
Bazılarında suçluluk.
Bazılarında onaylanma arzusu.
Bazılarında ise yıllardır öğrenilmiş görünmez bir itaat vardır.
İşte evetlerin cazibesi burada başlar.
Çünkü “evet” kısa vadede güvenlidir.
Evet dediğinizde çatışma çıkmaz.
Karşınızdaki üzülmez.
Reddedilme ihtimaliniz azalır.
İyi insan olmaya devam edersiniz.
Size ihtiyaç duyulmaya devam edilir.
Bedeli sonra gelir.
Bir süre sonra başkalarını kaybetmemek için verdiğiniz her evetin içinde, biraz daha kendinizi kaybetmeye başlarsınız.
Ve bir gün şu gerçekle karşılaşırsınız:
Herkese yetişmişsinizdir ama kendinize geç kalmışsınızdır.
İnsan Neden Hayır Diyemez?
Mesele çoğu zaman “hayır” kelimesini söyleyememek değildir.
İnsan hayır demeyi bilir.
Asıl mesele, hayır dedikten sonra içinde ne olacağıdır.
“Bana kızar mı?”
“Beni yanlış anlar mı?”
“Benden uzaklaşır mı?”
“Bencil olduğumu düşünür mü?”
“Ya onu kaybedersem?”
Bu nedenle bazı insanlar karşısındakine değil, aslında kendi içlerinde oluşacak bu sonuçlara “evet” derler.
Nörosomatik Programlama açısından baktığımızda burada yalnızca düşünsel bir karar yoktur.
Zihin “hayır” demek isterken beden gerilebilir.
Boğaz düğümlenebilir.
Göğüste baskı oluşabilir.
Kişi açıklama yapma ihtiyacı hissedebilir.
Hayır dedikten birkaç dakika sonra suçluluk başlayabilir ve kişi kendi koyduğu sınırı yine kendisi bozabilir.
Bu nedenle mesele yalnızca sınır koymak değildir.
Mesele, insanın kendi sınırını koruyabilecek içsel organizasyona sahip olup olmadığıdır.
Her Evet, Gerçek Bir Evet Değildir
Ben insanın söylediği evetlerden önce, söyleyemediği hayırlara bakarım.
Çünkü insan bazen diliyle evet derken bedeni hayır diyebilir.
Gülümser ama içten içe öfkelenir.
Kabul eder ama sonra kendine kızar.
Yardım eder ama kullanıldığını hisseder.
Kalır ama gitmek ister.
Susar ama içinde saatlerce konuşur.
İşte insanın kendi içindeki ayrışma burada başlar.
Düşünce başka yerde, duygu başka yerde, beden başka yerde, davranış başka yerdedir.
NSP’nin baktığı yer tam olarak burasıdır:
İnsan kendi kararının neresindedir?
Hayır Bir Kelime Değil, Bir Özbilinç Kararıdır
Sağlıklı bir hayır saldırı değildir.
İsyan değildir.
Karşındakini değersizleştirmek hiç değildir.
Hayır, insanın kendi varoluş alanının sınırını belirleyebilmesidir.
Çünkü her şeye evet diyen insan özgür değildir.
Ama her şeye hayır diyen insan da özgür değildir.
Özgürlük, gerektiğinde evet; gerektiğinde hayır diyebilecek kadar kendi merkezinde kalabilmektir.
Asıl soru şudur:
Ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa birini kaybetmemek için mi kabul ediyorum?
Bu soru insanın hayatındaki birçok ilişkiyi yeniden görmesini sağlayabilir.
Evetin De Bir Onuru Olmalı
Burada “evet”i düşmanlaştırmıyorum.
Tam tersine…
Gerçek bir evet çok değerlidir.
Sevdiğiniz için evet.
İstediğiniz için evet.
Katıldığınız için evet.
Paylaşmak istediğiniz için evet.
Kendi seçiminiz olduğu için evet.
İşte o zaman evet güzeldir.
Çünkü arkasında korku değil, irade vardır.
Sorun evet demek değildir.
Sorun, hayır deme özgürlüğünüz yokken söylediğiniz evetlerdir.
Hayır diyemeyen insanın eveti ne kadar özgür olabilir?
Belki de üzerinde düşünmemiz gereken soru tam olarak budur.
Kendini Kaybetmeden İlişki Kurabilmek
İnsan yıllarca başkalarını kaybetmemek için kendinden vazgeçebilir.
Sonra bunu sevgi zannedebilir.
Fedakârlık zannedebilir.
İyi insan olmak zannedebilir.
Oysa sevgi kendini yok etmek değildir.
Bağlılık kendini terk etmek değildir.
İlişki, iki insanın birbirine sahip olması değil; iki ayrı varlığın kendi bütünlüklerini koruyarak birbirine yaklaşabilmesidir.
Bu nedenle Nörosomatik Programlama açısından hayır diyebilmenin özgürlüğü, yalnızca iletişim becerisi değildir.
İnsanın kendi düşüncesinin, duygusunun, bedeninin ve kararının yeniden sahibi olmasıdır.
Ve belki de yetişkin insanın en güçlü cümlelerinden biri şudur:
“Seni kaybetmemek için artık kendimi kaybetmeyeceğim.”
Çünkü insan kendi merkezine döndüğünde hayırları sertleşmez.
Evetleri azalmaz.
Sadece ikisi de gerçek olur.
Ve o noktadan sonra insanın hayatında çok önemli bir ayrım başlar:
Mecburiyetle söylenen evetler azalır.
Korkuyla yutulan hayırlar azalır.
Yerine bilinçli seçimler gelir.
Ben buna yalnızca sınır koymak demiyorum.
Ben buna insanın kendine geri dönmesi diyorum.
Çünkü özgürlük her şeye hayır diyebilmek değildir.
Özgürlük, evetinizin de hayırınızın da size ait olmasıdır.
Mustafa Kılınç
Nörosomatik Programlama (NSP) Kurucusu