Mustafa Kılınç Uzaktan NLP Eğitimi
Haftanın Sözü
İnsan düşündüğü kadar güçlü inandığı kadar değerlidir.
NLP DAP
NLP DAP İLE ULUSLARARASI GEÇERLİ SERTİFİKALI NLP PROGRAMLARI
Mustafa Kılınç'ın Eserleri
Mustafa Kılınç Eserleri

Kamulaştırmasız El Atma

Anayasa’nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının gereği olarak taşınmazlara ancak ve ancak kanunda öngörülen şekillerde el koyulabilir. Bu bağlamda genel olarak kamulaştırmasız el atma; idarenin, kanuna uygun olmayan şekilde, taşınmaz bir mala kamulaştırma işlemi tesis etmeden zorla el atıp müdahale etmesine ‘’fiili yol’’ veya ‘’haksız fiil’’ denir. Burada bahse konu olan taşınmaz, özel mülkiyete tabi olup, sahibi özel kişi veya şirket olabileceği gibi kamu kurum ve kuruluşları da olabilir. Yani, kamulaştırmasız el atmadan söz edebilmemiz için; idarenin hareketi özel mülk malikinin taşınmaz üzerinde haiz olduğu mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanma imkanını ortadan kaldırmış olmalıdır.

Kamulaştırmasız el atma hukukumuzda; hukuka uygun kamulaştırmasız el atma ve hukuka aykırı kamulaştırmasız el atma olmak üzere ikiye ayrılır. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere idarenin zorla el atıp müdahale ettiği durumlarda açıkça hukuka aykırılık söz konusu olup, bu konudaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarakta adli yargı yolu kabul edilmiştir. Zira özel mülkiyete idare tarafından böyle bir müdahalenin olması durumunda malik, adli yargıda ‘’men’i müdahale davası’’ açabilir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki idare tarafından yasal dayanaktan yoksun olarak el atılmış olan taşınmaz üzerinde bayındırlık kapsamına giren bir yapı yapılmış ise malik bu durumda taşınmazı alamaz ama tazminat davası açarak, bu taşınmazın bedelini pekala alabilir. Görüleceği üzere bu şekilde kamulaştırma yapılmadan mülk, malikin elinden çıkmış olur. 

Hukuka uygun olan kamulaştırmasız el atmada ise, imar sınırları içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile kamu kurumlarına ve belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ayırmaya, müstakil hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve resen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Bu yerler belediye ve mücavir alan dışında ise bu yetkiler valilikçe kullanılır. Burada önemli olan nokta; belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında ‘’düzenleme ortaklık payı’’ düşürülebilir.  Ancak düzenleme ortaklık payı, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin %40’nı geçemez. Böylelikle belediyeler İmar Kanunu çerçevesinde hukuka uygun olarak mülk sahibi olabilmektedir.

Sonuç olarak, mülkiyet hakkının uzantısı niteliğindeki kamulaştırmasız el atmadan doğan dava ve yetkiler mülk sahipleri açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda gerek hukuka uygun gerek hukuka aykırı olarak gayrimenkullerine al atılan mal sahipleri yukarıda açıkladığımız hususlar çerçevesinde yasal haklarını kullanabileceklerdir.

NLP Haberleri
Mustafa Kılınç Biyografisi
REİKİ VE DEĞİŞİM PROGRAMLARI
NLP DAP
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım