Mustafa Kılınç ile Bilinçaltı Değişim Programları
Haftanın Sözü
İnsan düşündüğü kadar güçlü inandığı kadar değerlidir.
NLP DAP
NLP DAP MUSTAFA KILINÇ İLE SERTİFİKALI NLP PROGRAMLARI
Mustafa Kılınç'ın Eserleri
Mustafa Kılınç Eserleri

Ya Sabır Çektiren 10 Kalıp

Mevsimler dönüyor, insanlar ölüyor ama hayır, fesüphanallah dedirten bu laflar dilden düşmüyor. 'Evet' tedavülden kalktı sanki varsa yoksa 'Kesinlikle'... 'Derken?' 5N1K'yı kapsıyor, 'Dibisin' en büyük iltifat, 'Aynen' joker sayılır. Sakın kişisel almayın, sıkıntı yok!

1. AYNEN: Vatandaş şu kadar kelimeyle konuşuyor diye hesaplar dökülür ya arada ortaya, bu sıralar kendini tek bir kelimeyle ifade edebilen insanlarla muhatap oluyoruz. 20'lerini süren bu kardeşlerimiz, son derece ekonomik takılıyor ve onunla her ihtiyaçlarını görüyorlar: 'Aynen'. Yeni 'evet' diyebiliriz ona. Hatta fazlası. "Naber?" diye soruyor, "İyidir valla fena değil," derken siz daha, yapıştırıyor: "Ahaha, aynen!"

2. KESİNLİKLE: Taşrada ve devlette bunun 'Doğrudur' versiyonuna rastlarsınız yıllardır. Televizyonda bir life style programı seyredin, göreceksiniz: 'Evet' yerine, 'hıhı' onayı yerine, basitçe bir baş sallama, gözle hissettirilecek 'Buradayım, dinliyorum' tepkisi yerine "Kesinlikle," diyerek, birinin dediğine diğeri, öbürünün anlattığına beriki sürekli, ha bire "Kesinlikle," diyerek, bunu her cümleye 3-5 kere yedirerek bir güzel anlaşıyorlar ki, of.

3. GERÇEKTEN: Gündüz programlarının tekrarları yayınlanıyor geceleri sabaha karşı, onlarda çok net görülüyor ki 'Gerçekten' de 'Kesinlikle'yle rekabette. Ödleri kopuyor bir an boşluk olacak, 'ıııı' diye bir bocalama, tekleme sezilecek diye, o yüzden her kelimeden sonra bir 'Gerçekten'le dolduruluyor boşluklar. Kimi neye niye inandırmaya çalışıyorlar acaba bu kadar? Öyle bir 'Gerçekten' israfı var ki, anlatılanların gerçekliğinden giderek şüpheye düşüyoruz.

4. DİBİSİN: Gülse Birsel'in hediyesi. Adamın... Kadının... Arkadaşın... Oyuncunun... Yazarın... "Dibisin!" Bana tam da 'yüz karasısın' der gibi geliyor, 'en aşağıda, en aşağılık olanısın.' Hissedemiyorum oradaki yüceltmeyi, hakaret gibi geliyor, ama hayır, tam aksine büyük iltifat!

5. DERKEN?: Yaklaşık dört sene geçti ilk duymaya başlamamızın üstünden. Üç senedir belki, geyiğini yapıyoruz. Nasıl olup da hala bıkmadılar anlamak mümkün değil. Ama bir can simidi: Kafa basmadığında, vakit kazanmak gerektiğinde, en büyük kurtarıcı... Efendim + Nasıl + Ne = Derken? Bilmiş bilmiş 'Derken?' diye afra tafra yaparsa Hürrem kızılı bir mağaza yetkilisi, kasa görevlisi, "Falanca derken, falanca diyorum tam da!" diye dosdoğru gözlerinin içine bakın, yanı başınızda bir serçe yavrusuna dönüşsün!

6. DİYORSUN: Diyalog kabızı olanların canı bu da. Dediğinizin karşılığında söyleyecek bir lafı yok, ama altta kalmayı da kendine yediremiyor. O zaman işte, hafif de kinayeli bir edayla: "Diyorsun..." Evet, diyorum ve dedim bile.

7. BENCE: Üstünde kürkle görüntülenen bir 'elit' hanım, "Kürk giyme işini bu kadar da büyütmeyin," demiş. "Herkesin kendi düşüncesi, kendi demokrasisi!" Çok tatlı, herkesin kendi demokrasisi tabii ve istediği gibi düşünebilir ama şöyle durumlarda ne halt edeceğiz? Yemek yapmışsınız ve içinde yumurta yok. "Bence içinde yumurta var," diyor. "Hayır yok," diyorsunuz. "Bence var," diyor. "Sencesi bencesi yok bunun, yumurta yok içinde," dediğinizde, "Var," diyor yine, "Ben böyle düşünüyorum." Hadi bakalım. Max Aub'un Örnek Suçlar'ı tam da böyle anları anlatır!

8. SIKINTI YOK: İkiye ayırmak lazım kendi içinde: a) Bıçkın, becerikli, halden anlar, oldurur bir çalımla: "Bende. Sıkıntı yok." Kuzey'den ödünç alınmış, taksi şoförlerinden ofisboylara, yırtma derdindeki delikanlılara sirayet etmiş şekil bu. b) Nedense sıkıntıyı esas yaratanın, ortalığı asıl dağıtanın ağzından duyuyoruz bir de. Kolunuza çarpıp bir bardak kahveyi beyaz gömleğinize döküyor, sonra "Sıkıntı yok," diyor. Hadi ya!

9. SAKİN OL: Market kasası. Kendini belli ki pek yakışıklı bulan genç bir dizi oyuncusuyla sıkışık alanda kafa kafaya geliyoruz. Biçimsiz bir yerde durup "Ahahaha, buyurun," diyor taşkın bir özgüvenle. "Yok yok geçin," diyorum. Türlü poz, tekrar "Rica ederim, buyurun," diyor. Biçimsiz bir ara yer, kartım orada, torbalarım burada, "Siz geçin de, ben de işime bakayım," diyorum. "Niye sinirleniyorsunuz ki hanımefendi," diyor, "Sinirlenecek bir şey yok, sakin olun!" Allah Allah! İnan bana sakinim ve inan bana çok güzel sinirlenirim!

10. KİŞİSEL ALMA: Üstünüzde mor pantolonla yeşil kazak var diyelim. "Bazı arkadaşlarımız mor pantolonla yeşil kazak giyiyor," diye konuya giriliyor, dünya laf sokuluyor, sonra ekleniyor: "Sakın kişisel alma, asla kişisel değil.' Elbette ki tamamıyla kişisel ve elbette ki hepimiz bunu biliyoruz. "Tabii canım," deniyor karşılıklı ve birbirine uyuz olarak tahammüle devam ediliyor! En profesyonelinden şirket dili, en acemisinden tiyatro kolu!

Cumartesi Sabah – Nur Çintay

NLP Haberleri
Mustafa Kılınç Biyografisi
REİKİ VE DEĞİŞİM PROGRAMLARI
NLP DAP
Dailymotion
Nlpdap
40 Arena
Youtube