Mustafa Kılınç Uzaktan NLP Eğitimi
Haftanın Sözü
İnsan düşündüğü kadar güçlü inandığı kadar değerlidir.
NLP DAP
NLP DAP İLE ULUSLARARASI GEÇERLİ SERTİFİKALI NLP PROGRAMLARI
Mustafa Kılınç'ın Eserleri
Mustafa Kılınç Eserleri

Zihinsel Cesarete Çağrı

06.09.2010

Sevilen romancı Fanny Burney, 1811 yılında göğüs kanseri olduğunu öğrendi ve anestezi olmadan yapılan ameliyatla göğsü alındı. Eski bir döşeğe yatan Burney'nin yüzüne, cerrahın hareketlerini fark etmesine izin veren ince bir bez koyuldu. Burney sonradan, "Aletin bir kavis çizerek dokuyu kestiğini hissettim. Ama tenim cerrahın eline öyle güçlü direndi ki, sağ eli yorulan cerrah sol elini kullanmaya başladı" diye yazdı. "Kesim işlemi sırasında aralıklarla süren bir çığlık attım. Bu çığlığın hâlâ kulaklarımda yankılanmamasına adeta şaşıyorum." Göğsün büyük kısmını alan cerrah, işi bitirmek için yaraya birkaç müdahale daha yaptı: "İşte o an, bıçağın göğüs kemiğime değdiğini ve orayı kazıdığını anladım. Ben dehşetten dili tutulmuş bir durumdayken, bu iş devam etti." Ameliyat korkunçtu ama Burney asıl kahramanlığı, daha sonra gösterdi. İsteseydi dehşeti geçmişte bırakıp unutabilirdi. Oysa o, yaşadıklarını yazmaya kararlıydı. Fakat bu, inanılmaz derecede acı verici bir deneyimdi. Burney, "Günler, haftalar ve hatta aylar boyunca bu korkunç ameliyattan söz ettiğimde, her şeyi sanki yeniden yaşadım" diye yazdı. Ameliyattan altı ay sonra, başından geçenleri nihayet yazmaya başladı. Birkaç bin kelimeyi yazması üç ayını aldı. Kalemi tutup yaşadıklarını anımsadığında, başı ağrıyordu. "Hatırladıklarım öyle acı verici ki, yazdıklarımı ne değiştirebiliyorum ne de okuyabiliyorum" itirafında bulundu. Burney yazma deneyimini bir tür askeri eğitim gibi görüyordu. Zorlu ama gerekli olan bu çile, kişilik ve cesaret sahibi olmak açısından önemliydi. Burney'nin mücadelesi, kişiliğin ahlaki yönünden başka zihinsel bir yönü de olduğunu hatırlatıyor. Kahramanlıklar sadece savaş meydanlarında değil, rahatsız edici düşüncelerle yüzleşme yeteneğimizde, yani zihnimizde de gerçekleşir. Burney'nin çağındaki insanlar, kadının ve erkeğin kusurlu doğasının daha çok farkındaydı. İnsanların, doğaları gereği günahkâr oldukları kabul edilirdi. Düzgün bir insan olmak isteyen kişi, zayıflıklarıyla savaşmalıydı. Zihinsel açıdan bunun anlamı, bazen insanı bezdirecek kadar sıkıcı olabilen zahmetli derslerle zihinsel tembelliğini yenmekti. Ciddiyetsizliği yenmek için, ciddi kilise vaazlarını ve konuşmaları dinlemek gerekirdi. Kendinden hoşnut olmayı engellemek için, acı verici deneyimler korkmadan incelenmeliydi. Zihinsel karaktere verilen bu önem, bir süre devam edip azaldı. Günümüzde zayıflıktan ve günahtan daha az bahsediliyor. Kapitalizm de bu değerler sistemini zayıflattı. Medyada izleyici çekmeye yönelik rekabette, hoş ve onaylayıcı programları üretenler ödüllendiriliyor. Yapılan işler, reytinglere ve okunma sayısına göre değerlendiriliyor. Medyadaki ve hatta akademik dünyadaki çoğu şey, tüketicileri zorlu bir kişilik geliştirme sürecine sokmaktan çok onları memnun etmek için yapılıyor. Bu ortamda, vahim zihinsel yetersizliklerimizin farkına daha az varabiliyoruz ve görüşlerimizden şüphe duyma ihtimalimiz azalıyor. İnternette zaman zaman zihinsel sınırlar konusuna önem veren birisiyle karşılaşabilirsiniz. Örneğin, Berkshire Hathaway'den Charlie Munger bir keresinde, "Yanlış Değerlendirmelerin Psikolojik İncelemesi" başlıklı bir konuşma yaptı. Munger ve başka kişiler, doğal zaaflarımızı şöyle tarif ediyor: Bizde onaylama eğilimi var. Görüşlerimizi destekleyen kanıtları seçiyoruz. Ayrıca bilişsel açıdan cimriyiz, mümkün olduğunca az düşünmeye çalışıyoruz. Sürü içgüdüsüyle düşünüp algılarımızı topluma uyduruyoruz. Genelde kültür, kişinin kendi zihinsel zayıflığıyla mücadele etme ihtiyacını daha az vurgular. Çoğu açıdan daha iyi olan günümüzün kültürü, bu konuda daha yetersiz. Sonuç olarak ortaya çıkan zihinsel zayıflık, siyasette çok açık bir şekilde görülüyor. Çoğu muhafazakâr, Barack Obama'nın Müslüman olduğunu söyleyebiliyor çünkü bundan hoşlanıyor. Birçok liberal, Bush'un Irak'taki askerlerin sayısını artırmakta bu kadar haklı çıkmasına rağmen kendilerinin neden yanıldığını hiçbir zaman sormayacak. Bu sorular son derece rahatsız edici. Çok tutulan ideolojiler, insanlara kendilerini kurban gibi hissetme şansı veriyor. Siyasi tartışmalarda bir katılık var. Vergi kesintileri ve devlet müdahalesi gibi, eldeki şartlara göre değerlendirilmesi gereken konularda (vergileri azaltmak çoğu kez iyidir, ama bazen de vergi artırımı gerekir), artık dâhil olunan siyasi kampa uygun tutumlar alınıyor. Süslü biçimde söylersek, insanlar kendi algılamaları konusunda eksiklik çekiyor. Kamu hizmeti veren çok az kişi, durup kendi düşüncelerindeki zayıflıkları ve bunları düzeltme yollarını düşünüyor. Röportaj yaptığım birkaç kişi, bunu düzenli yapıyor (örneğin, Larry Summers). Ama bu nadir bir durum. Çatışmanın zorlukları buna izin vermiyor. Ülkenin başını ağrıtan sorunların altında yatan neden olarak bu konu, çok önemli.
 
Kaynak: Sabah/The New York Times - DAVID BROOKS

NLP Haberleri
Mustafa Kılınç Biyografisi
REİKİ VE DEĞİŞİM PROGRAMLARI
NLP DAP
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım
Web Tasarım