Mustafa Kılınç ile Bilinçaltı Değişim Programları
Haftanın Sözü
İnsan düşündüğü kadar güçlü inandığı kadar değerlidir.
NLP DAP
NLP DAP MUSTAFA KILINÇ İLE SERTİFİKALI NLP PROGRAMLARI
Mustafa Kılınç'ın Eserleri
Mustafa Kılınç Eserleri

Geleceğin İnsanı Daha Hızlı Değil İçeriden Tutarlı Olmak Zorunda



Nöro Somatik Programlamanın insanlığa sunabileceği en önemli hizmet daha fazla bilgi değil insanın kendi içindeki dağınıklığı yönetebilme gücüdür

Mustafa Kılınç

İnsanlık uzun zamandır geleceği daha hızlı düşünmek, daha çok üretmek ve daha kısa sürede daha büyük sonuçlar almak üzerinden kuruyor. Hız arttıkça gücümüzün de artacağına inandık. Fakat bugün önümüzde duran asıl soru artık ne kadar hızlı ilerlediğimiz değildir. Asıl soru, ilerlerken kendi içimizde ne kadar bütün kalabildiğimizdir.

Çünkü insanın dış dünyası büyürken iç dünyası aynı hızla birleşmiyor. Bilgi çoğalıyor fakat karar vermek zorlaşıyor. İletişim imkânları genişliyor fakat insanlar birbirini daha az duyuyor. Seçenekler artıyor fakat insan ne istediğini daha az biliyor. Beden yoruluyor, zihin susmuyor, duygular yönünü kaybediyor ve davranışlar çoğu zaman insanın gerçek niyetinden uzaklaşıyor.

Geleceğin temel insanlık sorunu bilgisizlik olmayacak. İnsan, bilginin içinde kendi merkezini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Bu nedenle geleceğin insanı yalnızca daha donanımlı, daha hızlı veya daha bağlantılı olmak zorunda değildir. Geleceğin insanı içeriden tutarlı olmak zorundadır.

İçsel tutarlılık, insanın her an sakin olması demek değildir. Çelişkisiz, kusursuz veya sürekli güçlü görünmesi de değildir. İçsel tutarlılık; düşüncesinin başka, bedeninin başka, duygusunun başka ve davranışının bambaşka bir yere sürüklendiğini fark edebilmesi demektir. İnsan kendi içinde neyin kim adına konuştuğunu görebildiğinde, hayatını otomatik tepkilerle değil öz bilinçli kararlarla yönetmeye başlar.

Nöro Somatik Programlamanın geleceğe dönük asıl hizmet alanı tam burada beliriyor.

NSP, insana yalnızca ne düşünmesi gerektiğini söyleyen bir yaklaşım değildir. Çünkü insanın sorunu çoğu zaman doğru düşünceyi bilmemesi değildir. İnsan doğruyu bildiği hâlde başka türlü davranabilir. Bitirmesi gereken ilişkiyi bilir ama sürdürebilir. Sınır koyması gerektiğini bilir ama yine evet diyebilir. Dinlenmesi gerektiğini bilir ama kendisini tüketebilir. Değerli olduğunu söyleyebilir ama bedeni en küçük reddedilmede çözülebilir.

Demek ki bilgi ile hayat arasındaki boşluğu yalnızca yeni bilgi doldurmuyor.

İnsan, bildiğini yaşayabilmek için kendisini yöneten çok katmanlı organizasyonu görmek zorundadır. Düşünce tek başına çalışmaz. Duygu tek başına ortaya çıkmaz. Beden yalnızca tepki veren pasif bir alan değildir. Davranış da bağımsız bir sonuç değildir. Bunların arasında geçmiş kayıtlar, öğrenilmiş sadakatler, korunma kararları, kimlik hükümleri ve öz bilinç düzeyi vardır.

NSP'nin gelecekte insanlığa sunabileceği değer, bu katmanları tek bir insanın içinde yeniden konuşturabilmesidir.

Bedenin verdiği tepkiyi düşman ilan etmeden anlamak... Duyguyu bastırmadan onun hangi eski görevi sürdürdüğünü görmek... Düşünceyi mutlak gerçek kabul etmeden hangi kayıttan üretildiğini sorgulamak... Davranışı yalnızca düzeltmek yerine onu zorunlu kılan iç sistemi yeniden düzenlemek...

Bu, kişisel gelişimin alışılmış başarı dilinden daha büyük bir meseledir. Çünkü geleceğin insanı daha fazla motive edilmeye değil, kendi içinde kimin tarafından yönetildiğini fark etmeye ihtiyaç duyacaktır.

Bir çocuk düşünelim. Kaygılandığında yalnızca 'Sakin ol' denilen bir çocuk değil; bedenindeki değişimi okuyabilen, duygusunun taşıdığı mesajı ayırabilen ve korkusunun bütün kimliğine dönüşmesine izin vermeyen bir çocuk... Bu çocuk gelecekte yalnızca daha başarılı olmayacaktır. Kendisini kaybetmeden öğrenebilen bir insan olacaktır.

Bir lider düşünelim. Gücü, karşısındakini bastırma kapasitesi olarak değil; kendi korkusunun kararlarını ele geçirmesine izin vermeme yeteneği olarak yaşayan bir lider... Bu lider yalnızca daha etkili olmayacaktır. Kriz anında topluma kendi paniğini bulaştırmayan bir insan olacaktır.

Bir ilişki düşünelim. İki insanın birbirini geçmişlerinin yerine koymadığı, her sessizliği reddedilme, her sınırı sevgisizlik, her farklılığı tehdit olarak yorumlamadığı bir ilişki... Böyle bir bağ yalnızca daha uzun sürmez. İki insanın birbirini kullanmadan yakınlaşabildiği yeni bir ilişki kültürü oluşturur.

Bir toplum düşünelim. İnsanların kendi duygusal yüklerini sürekli başkalarına devretmediği, korkularını öfke, değersizliklerini üstünlük, çaresizliklerini şiddet biçiminde dolaşıma sokmadığı bir toplum... Toplumsal barış yalnızca yasalarla değil, kendi iç geriliminin sorumluluğunu alabilen insanlarla güçlenir.

NSP'nin insanlığa hizmeti burada yalnızca bireysel rahatlama değildir. Bireyin kendi içindeki düzensizliği başkalarının hayatına aktarmasını azaltmaktır.

Elbette böylesine büyük bir gelecek iddiası yalnızca güçlü cümlelerle taşınamaz. NSP'nin gelişimi araştırmayla, ölçümle, eleştiriyle, uygulama standartlarıyla ve etik sınırlarla ilerlemelidir. Hiçbir yöntem kendisini sorgulanamaz ilan ederek insanlığa hizmet edemez. İnsan üzerine çalışan her yaklaşım, insana duyduğu saygıyı şeffaflıkla göstermek zorundadır.

NSP diğer bilimsel, psikolojik veya tıbbi disiplinlerin yerine geçme iddiasıyla değil; insanı parçalara ayırmadan incelemeye davet eden tamamlayıcı ve araştırılabilir bir çerçeve olarak büyümelidir. Gelecekteki gücü, ne kadar büyük vaatlerde bulunduğuyla değil; neyi nasıl yaptığını ne kadar açık gösterebildiğiyle ölçülmelidir.

Ben geleceğin insanını hiç zorlanmayan, hiç korkmayan ve her koşulda güçlü kalan kusursuz bir varlık olarak görmüyorum. Geleceğin insanı zorlandığını fark eden, korkusunun hangi eski kapıyı açtığını gören ve bedeninin içinden yeniden karar verebilen insandır.

Çünkü insanlığın geleceği yalnızca daha zeki makineler, daha hızlı sistemler ve daha büyük imkânlarla kurulmayacak. O geleceği kullanacak insanın kendi içinde ne kadar bütün kaldığı belirleyici olacak.

Nöro Somatik Programlamanın geleceğe bırakmak istediği iz budur: İnsanı daha hızlı koşturmak değil, koşturulurken kendisini kaybetmediği bir iç merkezle buluşturmak.

Gelecek, en çok bilenlerin değil; içinde neyin konuştuğunu, bedeninde neyin değiştiğini ve kararına kimin hükmettiğini görebilen insanların omuzlarında yükselecek.

İnsanlığın yeni gücü daha fazla bilgiye sahip olmak değil bilginin duygunun ve bedenin arasında kendisini kaybetmeden kalabilmektir

Mustafa Kılınç

Nöro Somatik Programlama Kurucusu ve Yazar

 

NLP Lideri Mustafa Kılınç Diğer Yazıları